Geleneksel toplumlarda davranışların çoğu diğer insanlar beklentilerini karşılamak için yapılır. Dostlar, düşmanlar ve insanı önem verdiği diğer kişiler, onu beğendiğini biçimlendirirler. Çağdaş toplumlar ise insanın varoluşunundan haberdar olabilmesine ve kendi iç yaşantısını doğrultusunda davranması öncelik tanır.
İnsan hem yapan hem bozan, hem seven hem kıran bir varlıktır. Bu çelişki kendisini ve diğer insanları anlayabilmemesini güçleştiren en önemli etmenlerden biri olmuştur.

Eskimolar, Avrupalılar da ilk karşılaştıklarında, onların birbirlerini öldürmelerini ya da birbirlerinin toplarını çalmalarını bir türlü anlayamamışlardı. Topraklarının altında bulunabilecek değerli madenlerin buz ve karla kaplı olmasına şükretmişler, çoraklıklarının kendilerini saldırıdan koruduğuna inanmışlardı.