Ve kendime soruyorum: Hayallerim nerede? Kafamı sallayıp mırıldanıyorum zaman nasıl da geçiyor! Ve sonra kendime bir daha soruyorum: Zamanı nasıl geçirdin, hayatımın yıllarını nereye gömdün? Yaşadın mı, yaşamadın mı? Bak, diyorum kendime, dünyadaki her şeyin nasıl solup soğuduğuna bak. Birkaç yıl daha geçecek, ardından bunu mutsuz bir yalnızlık izleyecek, daha sonra sarsak yaşlılık değneğiyle birlikte gelecek, daha sonra da çaresizlik ve yıkım olacak. Olağanüstü dünyan yok olacak, hayallerin çürüyüp ölecek, ağaçlardan düşen sarı yapraklar gibi dağılacak...
Yalnız başıma kalmak istediğim, acılarımı kimseyle paylaşmak zorunda olmadan üzülüp kederlenmeyi tercih ettiğim zamanlar oluyor. Üstelik böyle zamanlar gitgide daha sık çökmeye başladı üstüme.
Sonuç olarak, kanımca en mükemmel eğitim, bedenin ve yüreği güçlendiren, anlayış gücü geliştirmeyi amaçlayan eğitimdir. Ya da başka deyişle, bireye kendisini bağımsız kılacak Erdemler kazandıracak bir eğitimdir.