Elâ

Elâ
@KFCEATBOX
˙ǝq oʇ ʇuɐǝɯ ɹǝʌǝu sɐʍ ʇɐɥʇ ʎʇı̣ןı̣qı̣ssod ɐ ƃuı̣ʌǝı̣ɹꓨ
Öğrenci
YL: Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Dinler Tarihi Anabilim Dalı
62 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı
Şintoizm'de Bekârlık
Geçmişte yazılı bir kural olmasa da toplum baskısı nedeniyle Japonya'da bekârlık çok kötü kabul edilmiştir. Çünkü öldükten sonra geride kendileri için gerekli ritüelleri devam ettirecek bir evlat (özellikle de erkek evlat) bırakmamak, insanlar için en büyük mutsuzluk kaynağı olarak görülmüştür. Kişinin en büyük erkek çocuğunun, erkek bir mirasçı bırakmadan ölmesi ise toplum tarafından, atalarına karşı suç işlemiş sayılması için yeterli sayılmıştır.
Sayfa 367
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tek mi Çift mi? (Daoizm/Taoizm) (Metin:Taiping Jing )
Metinde yerin ve göğün bereketinin kaynağının kadın ve erkeğin cinsel eyleminin bir yansıması olduğu belirtilmektedir. Bunun bir adım ötesine geçilerek bir erkeğin iki kadınla evlenmesi gerektiğinden bahsedilir. Bunun izahı da metaforik anlamda Yang'ın tek sayı olması, Yin'in ise çift sayı olmasıyla yapılır: Yüce şanlı göğün mükemmel barışının Qi'si* geldiğinde gökyüzünü kendimize örnek almalıyız. Bu yüzden bir adamın iki karısı olmasını emrederiz, böylece onlar Yin ve Yang'ı** temsil edebilsinler. Çünkü Yang'ın sayısı tektir, Yin'in sayısı ise çifttir. Ancak bu şekilde yüce ahengin Qi'si gelir.⁴⁶ ⁴⁶Hendrischke, The Scripture on Great Peace, 97. NOT *Qi: Var olan her şeyin oluşmasını, dönüşmesini ve çözülmesini mümkün kılan temel tözdür. **Yin ve Yang: Yin; evrenin alıcı, içe dönük, durağan ve yoğunlaşan ilkesini ifade eden kavramdır. Yang ise evrenin verici, dışa dönük, etkin ve genişleyen ilkesini ifade eden kavramdır.
Sayfa 349
Din
Konfüçyüs'ün Cinsiyetçiliği
Shun'un beş bakanı vardı ve imparatorluk iyi yönetiliyordu. Kral Wu, "Benim on tane bakanım var", dedi. Konfüçyüs şöyle dedi: "Yetenekli olanları bulmanın zor olduğunu söylemek doğru değil midir? T'ang ve Yu dönemindekiler Chau döneminde olduğundan daha çoktur ve aralarında bir kadın vardı. Yetenekli erkekler dokuz erkekten fazlası değildi."³⁴ ... Konfüçyüs başka bir konuşmasında ise kadın hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: Bütün insanlar arasında idare edilmesi en zor olanlar kızlar ve hizmetçilerdir. Eğer onlara fazla yakınlık gösterirseniz alçak gönüllülüklerini kaybeder, saygısız olurlar; uzak durursanız da memnun olmaz, kızarlar.³⁶ Konfüçyüs'ün bu sözü nasıl bir amaçla hangi anlamda söylediği tam olarak bilinmemekle birlikte takipçileri bu metne dayanarak kadını üstün, erdemli insan olan "jün-zi"nin aksine alçak, erdemsiz insan kategorisine yerleştirmiş yani aşağı bir sınıf olarak kabul etmiştir. Bu gelenekte ikincil bir statü verilen kadın, evlenmeden önce babasının, evlendikten sonra kocasının, eşi ölürse de oğlunun hakimiyeti altındadır. Kadın ve erkek arasında tesis edilen bu hiyerarşi, eşlerin aynı anda ölümü durumunda cenaze törenlerinde bile gözetilmektedir. Ayinler Kitabı'nda yer alan ifadelere göre anne ve babanın aynı anda ölmesi durumunda nasıl bir kurala uyulmalı, nasıl bir sıra gözetilmeli şeklindeki bir soruyu Konfüçyüs şöyle cevaplamıştır: Kural, daha önemsiz olanın (anne) daha önce gömülmesi, daha önemli olanın (baba) onu takip etmesi ve onlara takdim edilen sunularda ise tam tersi bir sıranın izlenmesidir... Sükûnet kurbanı ilk olarak daha önemli olana (baba), ondan sonra da daha az önemli olana (anne) sunulmalıdır.³⁹ ³⁴ Analektler, 8:20. ³⁶ Analektler, 17:25. ³⁹ Lî Kî, Book V - Zang-dze Wan, I/6.
Sayfa 322
Din
Hinduizm'de Ölüm ve Dul Kalan Eşin Durumu / Sati Uygulması
Ölüm, herkes için kaçınılmaz bir sondur. Onun yarattığı kaygı ve korku ile baş etmek, dinsel hayatın en önemli amaçları arasında yer alır. Aile üyelerinden kadının ölmesi, Hintliler için önemli bir problem olarak görülmez. Koca, eşinin defin işlemlerini yerine getirdikten sonra başka bir kadınla evlenip yoluna devam eder. Aksi durumda ise ne yapılacağı konusunda gerek tarihsel süreçte gerekse konuya dair kutsal metinlerde farklı uygulamalar dikkati çeker. Buna göre dul kadının önünde 3 seçenek görünmektedir: 1) Ailesiyle birlikte ömrünün sonuna kadar dul olarak veya yeniden evlenerek yaşamını devam ettirir. 2) Münzevi bir yaşam tarzını benimser ve ömrünün geri kalanını züht ve riyazet üzere hayatını sürdürür. 3) Eşinin cenazesinde kendini alevlere teslim eder ve böylece kocasına karşı sadakatini göstermiş bir kahraman olarak çocukları ve özellikle kocasının yakın akrabalarının hafızalarında yıllarca yaşar. ... Kocasını kaybeden bir kadın istediği kadar oruç tutabilir ve bir keşişe gibi hayatını sürdürebilir. Fakat başka bir erkeğin adını ağzına alamaz. O, ömrünün sonuna kadar yas tutacak, her türlü dünyevi zevkten uzak duracak ve namusunu her zaman koruyacaktır. Ancak böylece evli bir kadının ağır yükünü yerine getirmiş olur.⁵⁰ Karısı ölen bir erkek ise, eşinin cenazesi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra yeniden evlenir ve kurban törenlerini icraya devam eder.⁵¹ Bu ve benzeri metinlere dayanarak kocası ölen bir kadın yaşamak isterse bütün istek ve arzularını frenleyerek münzevi bir hayat tarzı benimsemelidir. Cinselliğini yok eden dul kadın, günde sadece bir öğün yemek yiyecek, hayvani gıdaları tamamen terk edecek ve mutlaka sert zemin üzerinde uyuyacaktır. Sürekli ibadet ve taat üzere olması, sürekli oruç tutması, saçlarını her zaman kazıtması,
Sayfa 238
Din