Hücrede zaman zaman bu nasıl Tanrı ki, Kukla'nın onu yürekten seven Oscar'ını mahvetmesine izin verir, diye düşünürdüm. Belki de ileriye dönük karmaşık planları vardır, derdim kendi kendime. Güney'de beyazların zencileri katletmesi için bile ilahi nedenleri olabilir.
Belki bir sabah tan vakti bütün zenciler kalkıp Şükran ilahileri söyleyebileceklerdi. Tanrının beyazlardan oluşmuş yönetim kurulu kırtasiyeciliği bırakacaktı. Tanrı kollarını sıvayıp bütün görünmez engelleri yıkacaktı. Zenci gettolarındaki sıçanların kökünü kurutacaktı. Zencilerin karınlarını doyurup beyazları zencilerin de O'nun çocukları olduğuna inandıracaktı.
İyi de, benim bekleyecek zamanım yoktu. Tanrı var ya da yok, ben olasılıklara oynamak zorundaydım. Göğe baktım. Steve alçağından beri ilk kez dua edecektim. Bugün o duayı her şeyden çok kendimi sağlama almak için ettiğimi biliyorum.
"Tanrım," diye başladım. "eğer oradaysan, zenci olduğumu ve aklımdan geçenleri biliyorsun. İncil senin kutsal kitabın ise pezevenkliğin günah olduğu kesin. Varsan ve beni dinliyorsan seni kandırmaya çalışmadığımı biliyorsun.
Senden Pezevenkliğimi kutsamanı istemiyorum, Tanrım. O kadar da aptal değilim. Senin zenci olmadığını biliyorum. Bu dünyada zenci olmanın ne demek olduğunu biliyorsundur elbette. Beyazlar günlerini gün edip pastayı midelerine indiriyorlar. O pastadan ben de bir dilim istiyorum. Soyguncu ya da uyuşturucu satıcısı olmak istemiyorum. Tek istediğim pezevenklik yapmak. O kadar da kötü bir şey değil, çünkü fahişeler zaten çürümüş kancıklardır. Hem onları delirtmek ya da intihar sürüklemek gibi bir niyetim yok. Kıçlarından beyazların hayatına benzer bir hayat çıkaracağım hepsi bu.
Öyleyse Tanrım, eğer oradaysan ve beni dinliyorsan, benim için bir şey yap. Şu beyazların dünyasında bir yere gelmeden
Sayfa 133 - Parantez Yayınevi, İceberg Slim