Çok diplomalı, Oxford mastırlı, yabancı dil okullu, yurt dışı sertifikalı, Harward doktoralı, velhasıl şişkin "sivili" ama illaki halis fikirsiz ve ulvi idealsiz kadrolar, iktidar ve muhalefet cenahında yükseldikçe memleketin gerçek bir False Analogy diyarı olarak battığını görmemek mümkün müdür?
El cevap:
Mümkündür ama bu mümkünat da, bir kaftan gibi bürünülmüş False Analogi'nin marifetidir... Dışarıda hava gerçekten soğuktur ama sahte bir sıcaklığın içinde biz terledikçe terlemekteyiz... Alçalmaktayız ama heyhat ki, yükseldiğimizi sanmaktayız...
Bir çeşmeden sade bir yeri doldurmak için akan paralarda, ne kadar yetimin âhı, ne kadar fakirin gözyaşı vardı, insanlığı, fakirliği düşünemeyerek onları ezmek, onların sırtından, onları istismardan altınlar biriktirmek, ve sonra bu biriken paralarla yine mahvına çalışarak, onlar üstünde bir hakim, bir amir kesilmek, bir insanın, insan olan kalbin işi olamazdı.
Dört kişi adına açılmış ortak bir banka hesabının, dört kişinin hepsi gelmeyince işlem kabul etmeyen iktisadî hukuku gibi, hakikatli bir mesele muhasebesi de ancak, ahlaki hukuku gereği kulak, akıl, fikir ve kalp dörtlüsüyle çıkarılabilir.
İtinayla ağız yırtmaya tahsisli ama içine hapsolunduğumuz hamakat fanusunu asla yırtmaya meyilli olmayan pençelerimizle, neyi kovalıyoruz ki; neyi yakalayacağız?