Sokaktaki evler selamlıyor yalnızlığı
Türküler yayılıyor her bacadan kalbe
Karanlık hıncını alıyor anılardan
Gam tütüyor perfazında kalbin.
Susmanın mührü dudaklarında.
Kederine hamlesi hep aynı
Şaşırtmıyor üzüntüler,
Hüzünlü saatlerde.
Dudaklarda hayat kırıklığı,
İncinmiş ruhların manisi.
Sessizliğin koru alevlenmeye hazır
Geçmiş çırasını hazırlıyor ateşin
Kırılmış dallardan kuru umutlar ile.
Yörüngesi kaymış düşüncelerin
Tüyleri dökülüyor tel tel.
Musikisini kaybetmiş ruhların
Senfonisinde yaralar.
Adım adım uzaklaşıyor her şey
Adım adım gidildikçe yokluğa.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Esiri midir bulutlar, gökyüzünün
Ya da insanların zihinlerine hitap etmek için mi
Asılı kalıyorlar? İnsanlar mı onlara şekil veriyor
Yoksa onlar canı sıkıldıkça mı şekle giriyor?
Gökyüzünün kulağını çekmeli
Bulutlara eziyet etmemesi için.
Konuşamayan birine benzetiyorum bulutları
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışan
Bir süre sonra anlatmaktan
Usanıp kendi haline dönen
Suskun beyazlıklara...
Bulutlar, bulutlar...
Renginizin beyaz veya gri olmasının
Keyfinizle alakalı bir durumu olabilir mi?
Gülümsediğinizde mi beyaz oluyorsunuz
Yoksa öfkelendiğinizde mi? Peki ya gri renginiz?
Siz benim griye olan tutkum olabilir misiniz
Bulutlar?
Gökkuşağını aranıza aldığınızda,
Dostlar meclisini mi sunuyorsunuz insanlara
Fakat insanlar anlamazlar, bulutlar
Birbirlerini anlamadıkları gibi,
Sizleri de anlamazlar!
Renginizin mor olmasını dilerim.
İnsanlara, anlayamayacakları beyaz umutları
Göstereceğinize
Anlayacakları kasveti sunmanızı dilerdim.
Elbet bir vakit unutacağım her şeyi
Mazi denen siyah defterimden
Bir bir sileceğim Her birinizi.
Kırmızı listemde olmayacak;
Vukuatlı tavırlarınız,
Vasıfsız hoşgörleriniz,
Yaptığınız onca kötülük bulunmayacak artık.
Kaydınızı sileceğim beynimden
İşine son verilen memur gibi
Bir kutuya olaylarınızı koyup
Gideceksiniz dönmenize izin verilmeden!
Özgür kalacaksınız,
Sizlere düşünce hapishanemde
"Af vurdu! Serbestsiniz artık" diye bildiri sunacağım
Vermiş olduğunuz kısa devre iyimserlikleriniz,
Uzun devre kötülüklerinizle yok olup gidecek.
Hafıza denen fişi çekilmiş buzdolabımda
Eriyecek donmuş bakışlarınız!
Suyun buharlaşması gibi
Bir bir yok olacaksınız hayatımdan.
Sizleri kinle, nefretle, öfkeyle
Kazımayacağım!
Yorgun gözlerimi kapatıp kirpiklerimde boğacağım
Bitkin düşmüş bedenimin vazgeçişi ile
Bakacağım son kez suretlerinize
Görünmez olacaksınız piksel piksel silinip!
Ölüme çeyrek kala bulacağım
Yaşarken tedarikçisi olup
Temin edemediğiniz huzuru.
Gözüm arkada kalmadan
Hiçbir deftere ait olmayan kelimeler gibiyim
Kendi alfabemin can sıkıntısıyla
Yaşıyorum, anlamsızlığın boyutunu.
Hiçbir yere sığamıyorum mesela
Hiçbir kılıf hitap etmiyor varlığıma.
Umudun kasa kasa biraları da tükendi
Damla damla eriyorum bomboş bakışlarda.
Bugün oturup intiharımı yazmak istiyorum
İntizarla dolu cümlelerimde
Güzelliğe dair hiçbir şey barındıramadan.
Harflerin kanatan yanlarını hissediyorum
Ağırlığı fazla geliyor kendime
Sigaramın dumanındaki yalnızlık valsini izleyerek
Susuyorum geçen zamanın izinde.