Es-selamu aleyküm kardeşlerim
Muhteşem bir kitap yorumuyla geldim. Harika bir kitaptı. Harika olma sebebi aslında ders çıkarılası olduğu için. Çalıkuşu 'nun da yazarı olan Güntekin o zamanlara büyük bir ışık tutarak toplumun yapısını,zihniyetini, bakış açısını gözler önüne seriyor. Kitap tamamıyle ön yargı ile alakalı. Gelin biraz içeriğinden bahsedelim. Zehra, idealleri olan başarılı her öğrencisiyle ilgilenmeye çalışan bir öğretmendir. Tam bir kahraman gibi düşünün. Ancak bir eksikliği vardır acımak duygusu onda yoktur. Hata yapanı affetmez. İşte acımak duygusunu öğreniyor karakterimiz kitapta.
Bir gün Zehra öğretmene, "babanız hasta, ölecek durumda ziyaret etmenizi istiyor" gelir. Ancak tepkisi "benim babam yok" olur. Fakat bunu uzun süre saklayamaz çünkü tepki koyup gitmemesi üzerine bir çağrı daha gelir "son kez görmek istiyor" diye. Artık tutamaz kendini gider. Fakat gittiğinde kendisine,annesine,anneanesine çok acılar çektirdiğini düşündüğü babası vefat etmiştir. Baba bile diyemediği adamı son kez görmesini isteyenlere karşı çıkar. Ondan geriye kalanların yer aldığı bir sandık bulur,açar ve içinde çokta kayda değer olmadığını düşündüğü eşyalar yer almaktadır. Ancak kilitli bir kutu vardır. Bu kutuyu kırarak açtığında içinde bir anı defteri bulur. Yıllarca babasından nefret eden bu sebeple herkese kimsesiz olduğunu söyleyen Zehra öğretmen babasını okuyarak tanır. Düşünsenize ne kadar acı bir durum. Babanızı tanımamak.
Babası, kimsesiz biridir. Zorluklarla okuyarak memur olur. Başlarda ahlaklı, çalışkan,dürüst olan bu memurumuz bir süre sonra kullanılmışlığına dayanamarak baş kaldırır ve başka bir şehre sürülür. Bu şehirde çalıştığı yerde birinin fenalaşması üzerine onu eve götürür. Götürürken yolda adam ölür. Eve vardığında adamın kızı dikkatini çeker. Neyse