Hayatımda okudum en boş en saçmak kitaplardan iki efsaneyi birleştirip bir kitap çıkarmaya çalışmış ama üslübü tarzıyla bu gayesini batırmış. Rezaletti
Allah beni bildigi gibi yapsın popülaritenin kölesi olduğumuz şu zamanda bi tane bu tür kitap okuyayım dedim demez olaydım bu kitabı okurken yiten zamanıma,zihnimde yer edinmesine,gözlerime kısacası her şeye acıyorum. Kadına psikolojik şiddet mi dersiniz,maço erkekliğini ay beni seviyor anlayışı olarak lanse etme mi dersiniz,polisin "koruması gereken" halka şiddet göstermesi mi dersiniz, yine polisin rüşvet aldığını göstererek Türk polisini zan altında bırakmak mı dersiniz, bir terörist damgası yiyip asılan deniz gezmiş güzellemesi mi dersiniz, polisin işkence yapması mı derseniz ve kitabın anlatıldığı yıl günümüz sözün özü bir kitapta olmaması gereken ne varsa vardı kitapta. Nasıl bunu kitap diye basarlar,bu sanat olamaz bu sanatsa eğer diğer yazarların şairlerin yaptığı ne ola? Ne bir olay örgüsü ne kaliteli bir konu,karakter uyumu... Rezalet tek kelime. Bu yorum okuyan herkesten rica ediyorum okumayın paranızı yazık. Bu tür kişileri okumayarak sindirebiliriz. Kitap yazmak ticaret değildir sanattır bunu icraa edemeyen bu isi yapmasın. Lütfen Lütfen okumayın!!!
Es-selamu aleyküm kardeşlerim
Kısa bir süre önce kitap alışverişi yapmıştım o alışverişte aldıklarından biri bu kitap. Hızlı bir şekilde hemen alayım siparişi vereyim düşüncesinde olmadığından görünce sepete ekledim. Fakat içeriğine bakmak o an için aklıma gelmedi. Sipariş geldikten sonra içlerinde ilk okumak istediğim kitap oldu. Semerkand kitabı olduğundan bende daha önce hiç o yayınevinin çıkarmış olduğu bir kitabı okumadığımdan tecrübe mahiyetinde ilk seçimini bu kitaptan yana kullandım. Okudukça fark ettim ki kitap siyer yayınlarının Resulullahın Hutbeleri kitabı ile neredeyse birebir. Pişman olmadım elbette aldığına vardır bir hikmeti dedim okudum. İyi ki de aynı iştahla okumuşum diyorum. Çünkü siyersen farklı olarak bu yayınevinde hutbe sayısı daha azdı hemde hutbe başlıklarında ayrıntılar veriliyordu. Bazı hutbelerin verilme sebepleri verilmişti bunları kast ediyorum. Özellikle Hz. Osman ve Hz. Ali'nin hutbelerine gelince sebepleri anlatması o hutbeleri anlamam acısından çok iyi oldu. Okurken sanki o dönemin karisikligini icimde hissettim. Basta Efendimiz aleyhisselamın ardından Hz. Ebubekir (r)'in sonrasında Hz Ömer(r)'in hutbeleri vardı. Aslında dönemin sosyolojik ve siyasi yapısını da bu hutbelerde anlayabiliyoruz. Özellik iki sahabe döneminde hutbe içerikleri daha farklıyken Hz. Osman ve Hz. Ali dönemi de hutbe içerikleri bambaşka ve üzücü konular oluyor. Başta gayet güzel ilerlerken son iki halife döneminin hutbelerine geldiğimde için çok sıkıldı. O büyük sahabiler bu kadar sıkıntılar çekmesi beni derinden üzdü. Bu üzüntüme rağmen iyi ki okumuşum diyorum. Çünkü daha önceden halifelik dönemini siyasi anlamda okuma fırsatım olmamıştı. Bu yüzden ilk düşüncemle almamı sorgulasamda her şeyde bir hayır varmış diyerek şükrediyorum. Herkese öneririm. Malûm
Peyami safa
Es-selamu aleyküm kardeşlerim
Peyami Safa'nın kitaplarını seviyorum. Milli değerlere önem vermesi kendisini bende daha değerli kılıyor. Fakat dini konularda çatıştığım meselelerinde olduğunu itiraf etmeliyim. Bu sefer okuduğum kitabı ise gazaterlerde kadın,aşk, aile konularında yazmış olduğu köse yazılarını içeriyor. Zaten ismini de konusundan alıyor. Yazım yılları 1930-1960 yıllarına tekâmül ediyor. Hatta bazı yazıları okuduğumda o yıllarda bile bu sorun varmıymış dediğim oldu. Yazar o dönemde yaşanmış değişimi,buhranı ve ahlâki çöküntüyü anlatmış. Çoğu yerine katılmakla beraber bir kısmına islami düşüncelerimden ötürü karşı oldum. Kitapta en çok beğendiğim Peyami Safa şöyle bir öneride bulunuyor "Her mesleğin bir eğitimi olduğu gibi anneliginde okullarda bir eğitimi olmalı." Bu görüş benim çok hoşuma gitti. Yazar bu sözleri söylediğinde yıl bilmem kaç fakat günümüze geliyoruz annelikten yana büyük sorunlar yaşadığımızı görüyoruz. Doğum oranları bile düşmüş. Kadınlar anneliğe soğuklar artık. Yazar bana göre muhafazakar değil. Milliyetçi. Milli değerlerini on planda tutuyor. Fakat makalelerini yazdığı dönemde gerici ve yobaz laflarına maruz kalmış. Yazarda fark ettiğim diğer bir husus ise kendisi de aslında bir buhranın eşiğinden dönmüş. Bunu tecrübe ettiği içinde anlattıkları daha gerçekçi ve objektif oluyor. Kadın bölümü o dönemin yaşantısını gözler önüne sererken aşk bölümünde ömrünü yitirmeyecek yazıları var. Yıllar geçse de geçerliliğini sürdürecek açıklamalar. Yazım tarzı daha çok okurla muhabet ediyormuş gibi. Bu yüzden okurken sıkılmayacağıza eminim. Herkese öneririm. Selametle. Allah'a emanet olun 🕊
Kesitler:
•Zamanımızın kadını, biraz da hayat şartlarına geçirdiği buhran yüzüden, ruh yapısına aykırı erkekleşme davası ile, ağır sporlarla adeta bir