Kitap boyunca sevgi ve aşkın anlamı, insanın
kendini bulma çabasıyla harmanlanarak okura
aktarılıyor. Hayatın bir dekor, insanların ise önceden yazılmış bir senaryonun oyuncuları olduğu düşüncesi, insanoğlunun çaresizliği mi, yoksa özgürlüğünün sınırlarını çizdiği bir yanılsama mıydı? Bozdağ, bu ikilemi ustalıkla ele alarak okuru hem düşündürüyor hem de duygusal bir atmosferin içine çekiyor.
Depremde yaşanan bir aşk hikâyesinin de yer aldığı bu roman, kaderin nasıl şekillendiğine dair düşündürücü bir pencere açIyor. Belki de her şey
önceden yazılmıştı, belki de şekillendirmek bizim
elimizdeydi. Ama bir gerçek vardı ki, Efsel kesinlikle okunması gereken, derinliğiyle iz birakan nadir eserlerden biriydi.
Hamileydi bu durum bu mahallenin kabul edeceği bir şey değildi hoş normalde kendisi de hoş karşılamazdı laf etmez kötü söz söylemezdi ama yakıştırmamazdı da karşısındakine hakaret etmez arkasından konuşmaz yanında konuşulmasına müsaade etmezdi ama sokakta görünce de boydan boya süzmekten de geri kalmazdı
Bu benim gücüm diye düşündü onların hayatlarını yönetebilirim korkutabilirim ve hatta yok edebilirim böyle bir güce sahibim bu cehennem benim hükümdarlığım diye düşündü
Yaşamda hatalar yoktu sadece dersler vardı olumsuz tecrübe diye bir şey yoktu sadece gelişme öğrenme ve kişinin kendi üzerinde hakimiyet kurma yönünde ilerlemesi için fırsatlar vardı sıkıntılar bize güç kazandırır hatta acı olağanüstü bir öğretmen olabilir ve tecrübe en iyi öğretmendi hayatı Öğreten ve hayattan ders çıkartmaya önayak olan olağanüstü bir öğretmendi