Eser "Şiire" ve "Gazele" olmak üzere iki bölümden oluşuyor. "Gazele" adlı bölümdeki şiirlerde yazar, halk edebiyatının nazım şekillerinden büyük oranda beslenerek bestelenmeye uygun, tınısı yüksek, imgelem ve metinlerarasılık bakımından kuvvetli modern şiirlerle sesleniyor bize. "Şiire" adlı bölümdeki metinler ise şiir estetiği bakımından daha olgun, tematik açıdan daha zengin ve dil işçiliği bakımından daha seçkin şiirlerle sesleniyor bize. "Ev" modern Türk şiirindeki sembolik anlamda sık kullanılan "sığınağı" değil aksine bir "kaçışı" simgeliyor Kalendar'ın şiirlerinde. Ki bu aykırı tutum yazarın yaşamından ve hayatı kavrayış açısından kopuk değil zaten olması da beklenemez bu farklılıkla örüyor yazar dilini. Üzerine söylenecek çok şey var. Dilerim nitelikli okurun dikkatini çeker ve modern Türk şiirinde hak ettiği yeri bulur.
Mardin'in, gündemimizi hala meşgul eden Türk modernleşmesini ele alış, kavrayış ve sunuş biçimi nesnel, realist ve ölçülü. Günümüz Türkiye'sinin içinde bulunduğu kültür farklılığını, son 100 yılın siyasal ve toplumsal yapısını analiz edebilmek için her Türk insanın okuması elzem bir eser. Özellikle öğretmen ve sosyologlar için başyapıt olduğunu düşünüyorum, zira Türk Modernleşmesini anlamayan bir birey içinde yaşadığımız toplumu, toplumdan hareketle kendi öz benini tam anlamıyla tanıyamayacaktır.
Eksikler ve Kesikler olmak üzere iki bölüm 20 öyküden oluşan eser gerek dili kullanış biçimi gerek şahıs kadrosu, zaman, mekan, olay ve çatışma unsurlarının kullanılışıyla tam anlamıyla postmodern özellikler gösterir. Anlamsızlık, boşluk duygusu, belirsizlik ve bezginlik neredeyse her sayfada her satırda kendini hissettiriyor. Çetin, İrfan, Selim, Berber Fahri, Şahin ve daha niceleri... Hiçbir şey onları tatmin etmez, her şeyin iç içe geçtiği tek anlamın "anlamsızlık" olduğu, tüketim kültürünün bireyi yalnızlaştırdığı ve bencilleştirdiği bu postmodern Çağ'da anlatılan bizim öykümüzdür. İçinde yaşadığımız dünyanın kötülüğü, umutsuzluğu, çıkara dayalı ikili insan ilişkilerin samimiyetsizliği, konuşmanın, iletişimsizliğin, monotonluğun ve ifade edilemeyişin birey üzerindeki "bedbaht" tesiridir öyküleri okunmaz kılan, tıpkı hayatımızın yaşanmaz kılınışı gibi.