Hiranınışığında

Kısa Bir Roman, Uzun Bir Düşünce
Puan vermedi·146 syf.··
2025 11. kitabı
Kitabı bitirir bitirmez, hakkında bir şeyler yazma isteğiyle geri döndüm satırların arasına. Bir balıkçı ve bir balık bize ne anlatabilir ki? Aslında çok şey... Hayatta herkesin bir sınırı, bir durup düşündüğü bir eşik vardır. O noktadan sonrası cesaret ister. Tıpkı yaşlı balıkçının yaptığı gibi. Bazen bir adım atarsın, sonra devamı gelir. Devam ettikçe içten içe düşünürsün: “Acaba fazla mı açıldım?” Ama o açılma bazen sana büyük bir kazanç getirir. Ve sen, “Artık her şey düzelecek” dersin. Ne kadar sabırlı, ne kadar kararlı olursan ol, etrafında hep bir şeyler olacaktır seni zorlayan. Tıpkı köpekbalıkları gibi… Gelirler, saldırırlar, seni yıpratırlar. Farklı farklı görünseler de hepsi aynı şeyi yapar: kazandığın şeylerden parça koparmak. İşte burada anlıyoruz ki: Bir şeye ulaşmak yetmez; onu korumak da en az onun kadar zor bir mücadeledir. Ve bazen, tıpkı yaşlı balıkçı gibi, geri çekilip dinlenmek gerekir. Yorulmuş, yıpranmış ama hâlâ kararlı bir şekilde. Çünkü bilirsin ki bir sonraki sefer daha hazırlıklı olacaksın. Eve dönüp dinlenmek gerekir; hayata daha güçlü ve donanımlı bir şekilde yeniden yelken açabilmek için.
1000Kitap
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 201741bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Döküldü yapraklar bir bir sonbaharın gözünde
Puan vermedi·160 syf.··
2025 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 00:36
Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü romanındaki sonbahar tasviri bana Ali Rıza Efendi’yi hatırlattı. “Hiçbir şeye karışmayayım, herkes kendi yaptığından mesuldür” derken aslında fark etmeden her şeyden mesul hale geldi. Hayatta da öyle değil mi? “Müdahale etmeyeyim” dediğimizde bile bazen en büyük müdahaleyi yapmış oluyoruz. Sonuçlarını ise ancak sonradan görebiliyoruz. Bir diğer dikkat çekici nokta, Ali Rıza Efendi’nin kaçtığı şeylere sonunda yakalanmasıdır. Başta, bir insanın böyle şeyler yapacağı akla gelmezken; kendi çocukları yapınca istemeyerek de olsa kabullenmek zorunda kalır. Hayat insana bazen asla kabul edemeyeceğini düşündüğü şeyleri öyle bir şartlarda sunar ki kabullenmekten başka çare kalmaz. Biz okuyucular da, ailenin diğer fertleri gibi, zaman zaman Ali Rıza Bey’e yüklendik belki de. Kitabın etkisiyle onun hatalarına daha çok odaklandık. Oysa Reşat Nuri Güntekin, kalemiyle bizi öylesine içine çekiyor ki bir yandan Ali Rıza Bey’e hak veriyor, bir yandan da yapraklar gibi dökülen aile bireylerine üzülmeden edemiyoruz. Reşat Nuri Güntekin, Yaprak Dökümü’nü yazarken sadece bir aile hikâyesi değil, aslında dönemin toplumsal fotoğrafını da çizmiş. Bu yüzden okurken bazen kendimizi o ailenin içinde buluyoruz.
1000Kitap
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 201636,1bin okunma
Hey cesur yeni dünya
Puan vermedi·272 syf.··
2025 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 23:24
“Bir kitabın sizi rahatsız etmesi bazen iyi bir şeydir. Çünkü bu rahatsızlık, sorgulamanın başlangıcıdır.” Uçan arabalar, genç insanlar, soma hapları, "Vahşi" ve kalabalıktaki yalnızlık... Huxley, Cesur Yeni Dünya’yı 1930’lu yıllarda yazmaya başlamış. Ben ise bu kitabı 2025 yılında okuyorum. Dikkatimi en çok çeken noktalardan biri, kitapta uçan arabaların olmasıydı. Bugün hâlâ elektrikli araçlara yeni geçmişken, Huxley’nin bu öngörüsü şaşırtıcı. Onun hayal gücü yalnızca teknolojik öngörülerle sınırlı değil; kitabı okurken sık sık durup düşündüğüm, kendime sorular sorduğum pek çok yer oldu. Huxley adeta geleceğe bir pencere açmış bizim için. Kitabın başlarında insanda hafif bir rahatsızlık hissi uyanıyor. Belki de bu, anlatılan dünyanın insani duygulardan uzak ve fazlasıyla “düzenli” olmasıyla ilgili. Okuyucuyu düşündüren, sorgulatan, huzursuz eden bir gelecek tasviri var karşımızda. Günümüz toplumları genellikle geçmişten, tarihten izler aramaya odaklanırken; modern uygarlık ise tam tersine, geçmişi unutup sadece anlık konfor ve yapay mutluluk peşinde koşuyor. Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı tam da bu ters dönüşü, geçmişin izlerini kaybetmenin getirdiği tehlikeleri çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor. Peki, hiç kendimize sorduk mu: Soma denilen o hapı biz kullanmak ister miydik? Ben bu hapı, günümüzde kullanılan bazı psikiyatrik ilaçlara benzettim. Kitaptaki toplum, sürekli bir psikolojik baskı hâlinde yaşıyor ve soma, bu baskıyı bastırmak için kullanılan bir kaçış yolu gibi. Belki biz henüz o noktaya ulaşmadık ama gelecekte, bu yapay mutluluğun çok daha gelişmiş bir versiyonunu yaşayacağız. Duyguların, acının, sorgulamanın gereksiz görüldüğü bir dünyada, insanlar kendi somalarını seve seve alacaklar. Ve belki de kimse, bunun bir sorun olduğunu fark
1000Kitap
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Hayatın anlamı bir kitapta bulunur mu ?
Puan vermedi·155 syf.··
2025 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 18:38
Frank, İnsanın Anlam Arayışı kitabını yayınladıktan sonra şöyle diyor: “Kendi hesabıma, kitabımın çok satan olmasını kendi başarım ve kazancım olmaktan çok çağımızın sefaleti olarak görüyorum: Yüz binlerce insan, adı hayatta anlam bulma arayışına ilişkin bir şeyler vaat eden bir kitabı alıyorsa, bu sorunu saç diplerine kadar hissediyor demektir.” Çoğu insanın anlam arayışında olması ve bunu bir kitapta bulabileceklerini düşünüp kitaba yönelmeleri, Frank’ı şaşırtıyor. Aslında, arayışta olmaları çok iyi; ya hiçlikte olsalardı? Genellikle insanlar, psikiyatrlar tarafından geçmiş travmaları üzerine yapılan çalışmalarla iyileşmeye çalışırlar. Logoterapi’nin kurucusu Frank ise geçmişle değil, gelecekle ilgilenir. Çünkü Frank, II. Dünya Savaşı sırasında esir düştüğü toplama kampında, geleceği düşünerek hayatta kalmıştır. Frank, çalışmalarını düşünerek hayatta kalmış bir başka esirin eve döndüğünde onu bekleyen ailesi için yaşadığını anlatır. Yani Frank’ın savunduğu görüş, yaşadıklarıyla paralel bir çizgidedir. Peki, Frank hiç toplama kampına düşmeseydi yine de hayatın anlamı ve arayışı üzerine yazılar yazar mıydı? Frank’a katıldığım bir nokta şu: Zihni geleceğe yönlendirmek gerekir. Geleceği bir tünel gibi düşünün. Sizi sürekli tünelin sonundaki ışığa doğru ilerleten şey, hayatınızdaki anlam ve arayıştır. Siz belki geçmişte, karanlık bir tünelde çok kez düşmüş olabilirsiniz; ama logoterapi sizin düştüğünüz yerdeki yaralarla değil, tünelin sonuna ulaşmanızla ilgilenir. Güçlü yanlarımızı ortaya çıkarır; aslında bizi kurban rolünden çıkarıp, hayatın zorluklarını şekillendiren biri yapar, sanki yazgımızı elimize alıp, onu yönlendiren bir oyuncu gibi. Bu kitap, son zamanlarda yaşadığım düşünce karmaşasına çok iyi geldi. “İyi ki okumuşum!” diyerek herkese tavsiye ediyorum.
Duygu ve Düşünce
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma