İntihar edenler, yalnız kendilerini değil , onları sevenleride öldürürler bir bakıma. Kaldı ki, kendini öldürmek kolaydır. Anlık bir cesaret meselesidir sadece. Asıl zor olan yaşamaktır. Bunca felaket arasında, fazla rezil olmadan yaşamak gücünü bulmaktır asıl zor olan.
Felsefe, maddi ihtiyaçların gerekmediği, menfaatsiz, garezsiz, karşılıksız bir düşünüştür. Bu tür düşünüşe "spe-külasyon" adı verilir. Biz buna, Türkçede "kurgu" ismini veriyoruz. Bir millet savaşlardan kurtulmadıkça ve ekonomik bir refaha ulaşmadıkça, içinde kurgu yapacak fertler yetişemez. Çünkü kurgu, yalnız düşünmek için düşünmektir. Hâlbuki bin türlü derdi olan bir millet, yaşamak için, kendini savunmak için, hatta yemek ve içmek için düşünmeye mecburdur. Düşünmek için düşünmek ancak bu hayati düşünüş ihtiyaçlarından kurtulmuş olan ve çalışmadan yaşayabilen insanlara nasip olabilir. Türkler, şimdiye kadar böyle bir huzur ve istirahate ulaşamadıkları için, içlerinde hayatını kurguya adayacak az adam yetişebildi.
Halk Fırkası, hükümranlığı millete, yani Türk halkına verdi. Devletimize Türkiye ve halkımıza Türk milleti adlarını bahşetti. Hâlbuki Anadolu devrimine kadar, devletimizin, milletimizin, hatta dilimizin adla-n1, "Osmanlı" kelimesi idi. Türk kelimesi ağza alınamaz-dı. Hiç kimse "Ben Türk'üm" demeye cesaret edemezdi.
Son zamanlarda, Türkçüler böyle bir iddiaya cüret ettikleri için, sarayın ve eski kafalıların nefretini kazandılar.
Her milletin yeryüzünde yerine getireceği tarihi ve medeni bir misyonu vardır. Türk milletinin misyonu ise ahlakın en yüksek faziletlerini uygulama alanına çıkarmak, en mümkün olmadığı sanılan fedakárlıkların ve kahramanlıkların mümkün olduğunu ispat etmektir.