Seymenler şaşkın şaşkın şeflerine bakıyorlardı.
O, kollarını açmış oynuyor, şarkı söylüyor, katıla katıla gü lüyor; boğazından boğuk ve acayip sesler çıkıyor, ağzından be yaz köpükler geliyordu.
Doru atı da, ona yan yan, korku ile bakıyordu.
Bir gürültü da ha işitiliyordu ki, bu ne bir inilti, ne bir şikayet, ne son nefesi ni veren birinin hırıltısı idi. Bu, insanoğlundan gelen bir sese hiç benzemiyordu.
. Gördükleri de ilkin il gi çekici değildi. Ama sonradan sahne öylesine korkunç bir gö rünüş aldı ki. . . hemen başlarını çevirip acele evlerine döndüler ve gelip geleceklerine pişman oldular.