B.T

B.T
Öğretmen
21 Mart 1999
79 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Yağmur ve Çilingir
Güneşin kelimeleri yuvarlayarak konuştuğu bir Sabah. Manzara kesat. Radyoda eski bir Şarkı eski ve tuhaf. Kedilerin hasılatı topladıkları bir çöplük. Kavga, kıyamet Şimdi fotoğraf çekilsek gözlerimiz bulutlu çıkar. Baharın en hırpani kadrosu arkamızda; Uçurtmalar, kediler ve aşk. Şimdi her fotoğrafta defolu bir kelebek uçar. Şimdi her fotoğraf bizi dışlar, Nisansız ve insansız bir sabah. Ne yapsa, anlamaz insanın dilinden yağmur. Ne yapar açamaz kilitlenen aşkları bu zavallı çilingir, Ücra günler büyük harfle başlar. İnsan ıslansa biraz aklından kuş sürüleri mi taşar? Bıraksak biz, belki bir fesleğen anlar. Marifetli bir şişenin dibi bizi yedi renge boyar. Tenimiz sefil. Oysa aklımız ağrır bir çocuk balkondan sarksa, ölüm pejmurde elbiseyle ayaklansa ... Otobüsler suskun Yüzümüz gaste kağıdından bu sabah Zam, kira, kaza, yakıt, umut. Gözlerimiz denizler altında yirmi bin fersahta. Güneş kimbilir hangi uzaklarda? Kimbilir nerde şimdi o rezil, palikarya?
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Laterna
İhmal edilmiş çocukluğun Epeski bir yoksulluğun Yamalarını yüzünde taşırdı Kimse öpmezdi Kimse Yüzünün titrek sesini dinlemezdi İçime dokunan bir halin vardı Yalnızlığını kazısam Altından Vahşi bir puhu kuşu çıkardı. Hayata benzeyen bir yanın vardı Puslu bir güne saklanan Karanlık bir suskunluğu ikiye ayıran bir tabelaydı Frankfurttaydı seni sevişim bir Laternaydı Hep aynı şarkıyı çalardı.
Laterna
Bakımsız bir bahçe görüntüsüydün. Yüzünün çitlerini onarırdım, Çiçeklerini sulardım, Ruhunu beslerdim arsenikle Tam yükselirken tutup öperdin ruhumu sen. Mavi kuşlar düşlerdim, Mavi çocuk mezarları, Mücevherler Mavi Alfabeler Çimlerin arasına sinen kelimeleri kanatan Bir yanın vardı bir lalenin sesine benzeyen
Düşlere dokunmak mümkün mü? Ya düş, gerçeğin de içindeyse... Ona ulaşmak da mümkün mü? Belkiler ülkesinde ihtimaller ağında gezemez ki ruh. Ey ruh! Geldiysen gerçeğin kapısına kez vur!
Göç mü ediyor ruhum, nedir bu ölgün koku? Nereden gelir?