Acaba duyguların insan davranışları üzerinde bu kadar etkili olmasının asıl nedeni bu olabilir miydi? Belki de duygular, organik beyinler tarafından üretilen fizyolojik bir durumdan ziyade ruhun bizzat kendisine ait bir bileşendi.
Sonrasında buraya gelmiş ama Hieme'yi aramaktan vazgeçmemiş. Hatta onun gibi donarak ölen savaşçılarına göre Hieme kendisine daha rahat ulaşsın diye kralı bu tünele almış. Rivayete göre Anuan burada bekleyen insanları da arkasına alıp tünelin ucundaki Hieme'yi aramaya çıkmış. Hikâyeyi aktaranlara göre yüzlerce yıl geçmesine rağmen hålå yürüyor olmalıymışlar. Kim bilir belki de Tanrı Hieme, kendisini kutsal olarak tanımlayan bu kralı sonsuz bir yürüyüşle cezalandırmıştır. İşte bu nedenle eski insanların hiçbirisini göremiyoruz Falin. Çünkü onlar beklemekten sıkılmış ve yeni umutlara göç etmişler.
Öfkeni çok iyi anlıyorum Falin. Bilmeni isterim ki karşımızdaki bu olayın mantığı hem çok basit hem de çok karışık bir fikre dayanıyor. Önce basitten başlayalım. Hatırla tatil amaçlı gittiğin bir otelde, havuza ya da saunaya girerken kart karşılığında sana kullanabileceğin bir havlu verirler. Çıkarken de havluyu teslim edip kartını geri alırsın. Meseleye bu örnek üzerinden bakarsak açıklama gayet basit. Dünyaya geldiğimizde ruhumuzun giymesi için bize bir beden verildi. Yeryüzünde tüm işlerimizi bu beden aracılığıyla yaptık. Şimdi de işimiz bitti ve ruhumuz yuvasına geri döndü. Bu açıdan baktığında bize verilmiş olan bedenin geri istenilmesi gayet anlaşılabilir ama ne yazık ki bizim bunu gerçekleştirme imkânımız yok çünkü bedenlerimizin dönüşümü engellenmiş durumda.