İstanbul'un hâli başkadır. Orada kimse kimsenin farkında değildir. Ayaklara dolaşmamak şartıyla bir duvar kenarına upuzun yatarak ölmeye kalksan kimse “ne yapıyorsunuz?” diye sormaz.
Deniz kıyılarında birtakım süprüntülere rastlanır. Ot mudur, yosun mudur yani karaya mı aittir yoksa denize mi kestirilemez. Dalga, onları alır sonra tekrar dışarı atar; gene alır geri getirir. Fakat en sonunda getirmez. İnsanların da böyle köklerinden kopmuş bir süprüntü kısmı vardır ki iki alem arasında uzun müddet bocalar.