İyi de güzel kardeşlerim!
Hepimizin, toplumda belli başlı yere gelebilmek, evinde geçimini sağlayabilmek, elektrik, su, gıda temini gibi masrafları karşılayabilmek adına istemeye istemeye ama kendimizi zorlayarak yaptığımız tonlarca şey var. Bugün hangi öğrenci dersi isteye isteye çalışıyor yahut hangi işçi aldığı parayı kolayca kazanıyor? Dünyalık tüm telaşlarınız için isteyip istememeniz yahut kolaylığı, zorluğu sorun olmuyor da mevzu imana dair meselelere gelince mi sorun oluyor?
Bugün kime, "Kardeşim İslam için, yani imanın için neden bir şey yapmıyorsun?" diye bir soru yöneltsem. Hep aynı cümleleri duyuyorum:
— Ağabey bizim etrafımızda hiç sizin gibi insanlar yok. Arkadaş ortamımı, çevremi, ailemi bir bilsen...
— Nasıl yani?
Sen gerçekten iyiliği, hayrı, imanı, Allah yolunda olmayı isteyen bir insansın ve bu isteğin doğrultusunda gerekli tüm fiili-kavli-ızdırari duaları yaptın. Allah'ın sana böyle insanlar nasip etmesi için gece gündüz her namaz sonrası Allah'a yalvardın ve Allah da o ortamı yaratmadı öyle mi? Hâşâ, Cenab-ı Allah, ben bu kulumun etrafına güzel arkadaş, aile, çevre vermeyeyim de o da doğru yolu bulamasın diye sana zulmetti. Bunu mu demek istiyorsun? Ne kadar zalimane bir kelam... Sen bir fiilin gerçekleşmesi için o basit şart hükmündeki üzerine düşen küçük adımları atmıyorsun, namazını kılmıyorsun, iman ettiğin Kur'an-ı okumuyorsun. Sonra da omuz üstündeki
çocuğun, "Beni neden buraya getirdin, üşüdüm!" demesi gibi Allah niye bunu yaratmadı, diye isyanda bulunuyorsun. Sen bu halinle ancak iki tokadı hak ediyorsun.
Zira sen kalben, samimiyetle Allah yolunda dost isteyeceksin, Allah da senin yoluna o dostu çıkarmayacak öyle mi?
İmkânı yok.
İmkânı yok.
Vallahi sen aldanmışsın.