muvvahide

İnsan kendini bilmeden Rabb’ini bilemez ya hani. Bir dönem Said Nursi Hazretlerinin hiçbir suçu olmamasına rağmen Eskişehir hapishanesine atıyorlar. Kışın o çetin, soğuk günlerinde yapmadıkları eziyet, çektirmedikleri çile kalmıyor. Normal standartlarda senin, benim gibi kaderini okumaktan bîhaber insanlar gardiyandan müdürüne, parmaklıkları yapan demircisinden hapishanenin taşlarını dizen işçisine kadar küfür silsilesini tamamladıktan sonra Allah’a yönelip, “Ya Rabb, senin bana yazdığın kadere razıyım!” diyecekken Üstad Hazretleri Lemalar kitabındaki 30. Lema’da İsm-i Azam dersini yazmış. Bizim gibi kaderi okumaktan habersiz insanların iç âleminden önce küfürler, isyanlar, sonra kadere iman çıkarken Üstad Hazretleri gibi kaderi anbean okuyan yüce şahsiyetlerin iç dünyalarından Allah’ın ehadiyete açılan isimlerinden oluşan İsm-i Azam Risalesi çıkmıştır. Demek ki insanın kalbindeki bulanıklığı gidererek inşirah ferahlığına ermesi için öncelikle Cenab-ı Allah’ın kader planında başına gelen bütün olayları güzel okuması gerekir. Velev ki bu şekilde bir hapishane, hastane, mutfak veya okulda Cenab-ı Allah’ın kadere imanımızı artırma ihtimali mevcuttur.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İyi de güzel kardeşlerim! Hepimizin, toplumda belli başlı yere gelebilmek, evinde geçimini sağlayabilmek, elektrik, su, gıda temini gibi masrafları karşılayabilmek adına istemeye istemeye ama kendimizi zorlayarak yaptığımız tonlarca şey var. Bugün hangi öğrenci dersi isteye isteye çalışıyor yahut hangi işçi aldığı parayı kolayca kazanıyor? Dünyalık tüm telaşlarınız için isteyip istememeniz yahut kolaylığı, zorluğu sorun olmuyor da mevzu imana dair meselelere gelince mi sorun oluyor? Bugün kime, "Kardeşim İslam için, yani imanın için neden bir şey yapmıyorsun?" diye bir soru yöneltsem. Hep aynı cümleleri duyuyorum: — Ağabey bizim etrafımızda hiç sizin gibi insanlar yok. Arkadaş ortamımı, çevremi, ailemi bir bilsen... — Nasıl yani? Sen gerçekten iyiliği, hayrı, imanı, Allah yolunda olmayı isteyen bir insansın ve bu isteğin doğrultusunda gerekli tüm fiili-kavli-ızdırari duaları yaptın. Allah'ın sana böyle insanlar nasip etmesi için gece gündüz her namaz sonrası Allah'a yalvardın ve Allah da o ortamı yaratmadı öyle mi? Hâşâ, Cenab-ı Allah, ben bu kulumun etrafına güzel arkadaş, aile, çevre vermeyeyim de o da doğru yolu bulamasın diye sana zulmetti. Bunu mu demek istiyorsun? Ne kadar zalimane bir kelam... Sen bir fiilin gerçekleşmesi için o basit şart hükmündeki üzerine düşen küçük adımları atmıyorsun, namazını kılmıyorsun, iman ettiğin Kur'an-ı okumuyorsun. Sonra da omuz üstündeki çocuğun, "Beni neden buraya getirdin, üşüdüm!" demesi gibi Allah niye bunu yaratmadı, diye isyanda bulunuyorsun. Sen bu halinle ancak iki tokadı hak ediyorsun. Zira sen kalben, samimiyetle Allah yolunda dost isteyeceksin, Allah da senin yoluna o dostu çıkarmayacak öyle mi? İmkânı yok. İmkânı yok. Vallahi sen aldanmışsın.
Sayfa 110·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan iradesini kullanıp Allah'a bir meyletse Allah tüm şartları hazır edecek de... Nerde insanda o irade?
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
Oysa Allah kuluna her şeye rağmen öyle merhametli ki... Hayatımızın her her döneminde bize bir kapı daha açıyor İslam'a dair. Bir fırsat daha veriyor affına mazhar olabilmemiz için. Bizler ise o kapıdan içeri ya hiç girmiyoruz ya da girdikten kısa bir süre sonra hemen geri çıkıyoruz. Sanki onun kapısından daha güzel bir kapı bulmuşuz gibi.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Alıntı
Allah'ın sınır çizdiği Namaz, tesettür, zina, içki gibi ne kadar emir ve yasak varsa hepsi için sana bir süre tanıyor. Sen ise o süreyi umarsızca nefsinin keyfi üzere yaşıyorsun ve aklında hâlâ aynı varta: " Nasılsa bir gün denk geldiğinde uygun bir hareket yaparım ve Allah'ta benim o hareketimden razı olur, kurtulurum!" Bu noktada bir ayet geliyor aklıma: " Onlar tuzak kurdular, Allah'ta tuzak kurdu, Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır." Alî İmran/154
Sayfa 68·Kitabı okudu
Alıntı