İslamda suçlar bireyseldir. İsra Suresi'ndeki 15.ayet İslam'ın bir anayasası hükmündedir. Birinin suçundan dolayı başkalarının suçlanamayacağını bildiren bu ayetin hükmüne göre oğulun suçundan baba, ana, akraba ve milletler suçlanamaz.
Terör ise bunun tam aksini yapıyor, suçluyu bırakıp suçsuzlara da yönelebiliyor hatta daha da ileri giderek içinde birçok ırk ve dinden insan bulunan topluluklara yönelip canlarına kıyabiliyor. Müslüman böylesine büyük bir suça fiilen ortak olmak şöyle dursun fikren bile taraftar olamaz, kalben de meyil hissedemez.
Medine'de zeytinyağı sıkıntısı çekilmektedir. Bu yüzden devlet başkanı Hz. Ömer dışarıdan getirttiği zeytinyağını şehrin meydanında halka bizzat nezaret ederek dagitmaktadir. Bu sırada yakınlarından biri yaklaşıp halifenin kulağına bir şeyler fısıldar. Hiddetlenen halifenin cevabı herkesin duyacağı niteliktedir:
-Sana düşen, halktan biri gibi sıraya girmek, sıran gelince hisseni almaktır. Halifenin yakınlığına güvenerek herkesten öne geçemezsin. Benden sonra gelecek yöneticilere, akrabalarını kayırdı şeklinde kötü bir örneği asla vermek istemem.
Ve halifenin yakını mahcubiyet içinde kuyruğa girer ancak sırası gelince hissesini alır. Bir kayırma asla söz konusu olmaz.
Ne dersiniz çok kötü örnek mi bugün için? Yoksa bizim de bütün feryatlarımız böylesine adil ve eşitlikçi bir uygulama sağlamak için mi?
Benim mesleğim haktır, daha güzeldir diyebilirsin. Ama hak yalnız benim mesleğim, güzel olan sadece benim meşrebim diyemezsin. Zira senin meslek ve meşrebinin dışında da hak ve güzel olan meslek ve meşrebler vardır. Allah'a giden yolların sayısı, mahlukatın nefesleri sayısıncadır.
Evrensel İslama da bu ölçü yakışır.