Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenine ele almak kâfidir, şimdi anlıyorum ki değilmiş, yollar görünmez kayalarla doluymuş, onlara çarpmamak lazımmış, daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş, taa kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar …
Bir cevabı sınırlarla çevirmek nasıl da zordu! Çocuklar hissedebilirler ancak hislerini analiz edemezler ve bu analiz kısmen düşünceden etkilense bile sürecin sonunu kelimelerle nasıl ifade edeceklerini bilemezler.
İnsan bir şeye sevgisini vermeliydi ve sevgimi verebileceğim daha değerli bir şeyin yoklugunda, minyatür bir korkuluk kadar sefil ve solgun olan bir nesneden keyif almayı ve onu sevmeyi başarabildim.