Her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği.
Şiir yazar, fotoğraf çeker, çay içer, türkü dinler, Allah'a, atlara ve çocukların gözlerindeki umuda inanır...
Tuhaf biri yüzleşmeydi. Söylenenden çok söylenmeyenlerin, açığa vurulandan çok gizlenenlerin ağırlığı altındaydın. Yaranın üzerindeki iltihabı akıtmak ister gibi küçük kesikler atıyordunuz kısa cümlelerin marifetiyle.
Cesur olduğu için şarkılara inanıyordu. Cesur olduğu için şiirlere, filmlere, masallara, çiçekli elbiselere, taze sıkılmış portakal sularına, çeşit çeşit yüzüklere, renkli ayakkabılara, uzun yollara inanıyordu.
Kaçtıkça bütün duvarlar ayna oluyor yüzüne. Her yerde kendini görüyorsun. İnsanların yüzleri, kitapların sayfaları, pencereler, perdeler ayna oluyor. Yüzünü nereye çevirsen kendine bakar gibisin. Hafızanın sinsi bir oyunu bu; kendi hayaletine yakalanmak.