"Ah, bizim akıllı geçinenlerimiz ?'' dedim. "İhtiras, sarhoşluk, delilik, işinize nasıl gelirse
öyle dersiniz. Sizde bir duygusuzluk, bir vurdum duymazlık var ey ahlakçılar ! Kimini sarhoş diye azarlar, kiminden deli diye yüz çevirir, hatta papazlar gibi daha ileri giderek sizi de onlar gibi yaratmadığı için yobazlar gibi Tanrıya şükredersiniz.
"Siz insanlar,'' diye haykırdım, "bir şeyden söz
ederken, "bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür" diye kestirip atmadan yapamazsınız. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebepleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız."