Ben, Osman kızı Leyla... Babamın soyadından çıkıp kocamın soyadına geçtim. Televizyonda görüyorum, bazı kadınlar evlenince kocalarının soyadını almıyor. Babalarınınkini sürdürüyor. Amaan, ne fark eder. Beni o adama veren babanın soyadını taşıyıp ne yapacağım? Hele bazısı hem babasının hem kocasının soyadını taşıyor ki Allah muhafaza... İki celladımın da soyadını taşıyacağım he mi?! Topunun soyuna kibrit suyu. Ben, Osman kızı Leyla, Remzi’nin karısı Leyla oldum. Bana sorsalar, sadece “Leyla” olmak isterim. “Leyla’yla Mecnun” bile değil, düz Leyla... ( Sayfa 50)
Önceleri utanırdım. “El âleme rezil oluyoruz” diye. Asıl el âlem bana rezil oluyor... Görüp de görmeyerek. Madem beni yok sayıyorsunuz, ben de sizi yok sayıyorum...(sayfa 18)
Aslında hepimizin alışık olduğu haberler. Ya çevremizde ya da haberlerde mutlaka görüyoruz.(Görmezden geliyoruz!) Biraz düşünüp üzülüyoruz ki sonrasında bizi vicdanımız rahatsız etmesin diye. Çok üzüldüm diyip anlatanlarımız var bir de, aslında acınacak halde olan bizleriz ama farkında bile değiliz.
Okuyunca herkes kızın babasına, kocasına, annesine, amcasına ona bunu yapan tüm insanlara saydırıyor fakat iş icraata gelince kimse el uzatan olmuyor. Herkes vicdanına sorsun çevrenizde böyle olaylar ile mutlaka karşılaşanınız vardır. Kaçına müdahale ettiniz? Kaçında empati yapmayı denediniz? O sizin anneniz, kardeşiniz olabilir!!! Birisine yardım etmek, insanların bu durumu anlaması için bile olsa bu cümleyi kurmak ne kadar kötü. Oysa sadece insan olduğumuz için yardım eli uzatılması gerekmez mi? Hiç bir hayvanın dişisine zulüm yaptığını görmedik ama her seferinde bu tarz olaylarda insanları hayvan olmak ile yaftaladık. Hayvanlar dile gelse asla olmak istemeyecekleri tek şey belki de insan olmak...
Yazar yer yer argo kelimeler kullanmış.