Fehmi Çalışkan

Tanrı’ya gereksiz isyanlar
TANRI’YA GEREKSİZ İSYAN Öfkeyle Tanrı’ya bağırarak dedim “Yüce Tanrım tam bir adisin” Büyük bir kızgınlıkla gökyüzüne bakıp dişlerimi sıktım ve hiddetle başımı sallayarak “Adinin teki değilsen ne olayım” dedim. Sonra birden tavrım değişti, sahte bir dindarlıkla dua etmeye çalıştım ama başaramadım. TANRI’YA YİNE GEREKSİZ İSYAN "Sana söylüyorum, ey gökyüzündeki kutsal Baal; sen yoksun, olsan sana öylesine lânet ederdim ki, göklerin cehennem ateşleriyle sarsılırdı. Sana söylüyorum; kulluğumu gösterdim. Sana, reddettin, kovdun beni, ben de sana ebediyen sırt çeviriyorum, çünkü sen, bağış saatini yadsıdın. Sana söylüyorum, biliyorum öleceğim, yine de alay ediyorum. Seninle, burnumun ucunda ölüm, alay ediyorum, ey gökteki! Apis! (Apis, antik Mısır'da kutsal kabul edilen bir boğa tanrısıdır.) Sen benim üzerimde gücünü gösterdin, ama bilmiyorsun ki, felaketten yılmam ben; bunu bilmen gerekmez miydi? Kalbimi uykularda mı yarattın? Sana söylüyorum; bütün varlığım, içindeki her damla kan, Seni hiçe saydığından, bağışlayıcı yardımına tükürdüğünden ötürü mutludur. Bu saatten öteye ben, Senin bütün eserlerinden, bütün Senden el-etek çekiyorum: bir daha Seni düşünecek olurlarsa, bütün düşüncelerime lânetler ediyorum; bir daha Senin adını anarlarsa, dudaklarımı koparıp atmak, görevim. Gerçekten varsan, Sana ömrümde ve ölümümde son sözümü söylüyorum: Hoşça kal! Sonra da susuyor, Senden yüz çeviriyor,
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her şeyi rehin bir yazar
HER ŞEYİ REHİN BİR YAZAR Açık arttırma günlerinde oraya gidip, satışları seyretmekten zevk duyar, kitaplarımın iyi ellere geçtiğini görürsem, sevinirdim. Saatimi aktör Magelsen satın almıştı da ben bundan adeta gurur duymuştum, içinde ufak tefek ilk şiir denemelerim bulunan bir almanak, bir tanıdığımın üzerinde kalmış; pardesüm bir fotoğrafçı tarafından alınarak atelyede kiralanmaya başlanmıştı. Bütün bunlara, bir diyeceğim olamazdı benim. Düğmelerim elimde hazır, rehinciye girdim. "Amca" masasına oturmuş, bir şeyler yazıyordu. 81
Kendi aç olmasına rağmen cömert
Kendi aç, yeleğini rehin vererek aldığı paradan yardım ediyor Birden durdu. Göz göze bakıştık. "Bir Schilling!" dedi. "Süt parası." Başını yana eğmişti. Fena yakalanmıştım. Ceplerimi arandım: "Süt parası. Evet, şey, bu devirde para durumları fena. Sıkıntıdasınız anlaşılan." "Dünden beri ağzıma lokma girmedi." dedi adam. "Meteliğim yok, bir iş de bulamadım henüz." "İşçi misiniz?" "Evet, iğneciyim." "Ne?" "İğneci. Ama kunduracılık da gelir elimden." "O zaman iş değişir." dedim. "Az bekleyin burada. Biraz para bulabilirim size, üç beş kuruş." Koşar gibi PUestraede’ye gittim, ilk katta bir rehinci biliyordum, daha önce gitmişliğim yoktu hiç, bu adama. Sokak kapısından içeri girince hemen yeleğimi çıkardım, katlayıp koluma aldım; merdivenleri çıkıp dükkânın kapısını tıklattım. Selâm verip yeleğimi tezgâhın üzerine bıraktım. "Bir buçuk kron!" dedi adam. "Peki, peki, teşekkür ederim!" cevabım verdim. "Çok dar gelmeseydi bırakmazdım ya!” Parayı ve makbuzu aldım. İyi ki bu yeleği hatırlamıştım. Güzelce bir kahvaltı için bana da para artacak, o zaman "gelecekteki suçlar" yazımı akşama kadar bitirebilecektim. Hayatı o anda daha güzel bulmaya başlamıştım; başımdan savmak için, acele, adamın yanma döndüm. "Buyurun!" dedim. "İyi oldu, önce bana başvurdunuz, sevindim bu işe.” Parayı aldı adam, süzmeye başladı beni. Durmuş, neden bakıyordu böyle? İçimden, onun en çok pantalonumun diz kapağını incelediği hissi uyandı; bu yüzsüzlük yordu beni. Yoksa bu serseri, beni göründüğüm kadar fakir mi sanıyordu? Bana on kron kazandıracak bir makale yazmaya, hemen hemen başlamış değil miydim? Hem ilerisi için korktuğum da yoktu, dövülecek nice demirlerim vardı ocakta. Böyle aydınlık bir günde bir bahşişi gözden çıkarmışsam bu andavallıya ne oluyordu? Bakışlarına içerlemiştim, ayrılmadan önce ona
YAZARI VE eserlerini tanıyalım
Knut Hamsun'ın doğum adı Knut Pedersen'dir ve 1920'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra adını Knut Hamsun olarak değiştirmiştir. Açlık romanını 1890’da 31 yaşında yazmış Yazar, şair, oyun yazarı Doğum: 1859 Vefat: 1952 92 Yaşında öldü Norveçli 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Babası terzi. Kalabalık bir aile, 7 çocuğu var. Ailesini zar zor geçindiriyor. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin gözetimine veriyor. On dört yaşında, doğduğu kasabaya dönerek bir tüccar yanında tezgâhtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy'de daha büyük bir tüccarın yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına âşık oldu fakat tüccar iflas edince işinden ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda Esrarengiz Adam adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Daha sonra bir arkadaşıyla birlikte kibrit, mum gibi ucuz eşyalar satmaya başladı. Bir müddet sonra ayrılmaya karar verdiler ve arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanında çalışmaya başladı.
kitabı özetlersek
5/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 16:40
Norveç'in Kristiania (bugünkü Oslo) şehrinde geçer. Kitap, genç ve yoksul bir yazarın, açlık ve sefalet içinde hayatta kalma mücadelesini anlatır. Yazar, yaşamın acımasız gerçekleriyle ve toplumun ilgisizliğiyle yüzleşirken, bir yandan da yaratıcılığını ve onurunu korumaya çalışır. Hamsun'un otobiyografik ögeler de taşıyan bu eseri, modern edebiyatın önemli örneklerinden biridir.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma