Fehmi Çalışkan

ELVEDA ALYOŞA KİTABININ YAZILIŞ VE İLK BASKI SÜRECİ
Ben 1963’te yazdığım şeyden sonra 1989’a kadar çok çeşitli sol örgütlerde bulundum, legal illegal ve 1980’de yurt dışına çıkmak zorunda kaldım ve hiç edebiyatla ilgilenmedim, ne zamana kadar 1989’da sosyalizm çökenene kadar. Bunun sembolü de Berlin duvarının çöküşüdür. Muhtemelen o çöküş ve duvarın yıkılışı olmasaydı ben edebiyata dönmeyebilirdim Bu çöküş zaten benim belki de yazdığım en iyi şey denebilir, en içten gelen Elveda Alyoşa’daki hikayeler. O çöküşde ne yapabilirim, çok kötü oluyorsunuz, zaman ben 49 yaşındayım, ömrünüzün hayatınızın büyük bir dönemini bir inanca yani daha iyi bir dünya oluşturmaya, sömürüsüz, savaşsız eşitlikçi bir dünya oluşturma inancına ve idealine vermişsiniz, 20 yaşından itibaren kişiliğinizi o biçimlendirirmiş ve o yıkılış sizin yıkılışınız gibi oluyor. O zaman ya ne bileyim müzikle uğraşsam müziğe dönerdim, resim yapsam resime dönerdim. Yapacağım tek şey var yazı yazmayı biliyorum, yazıya döndüm ve kendi kendime yazmaya başladım. İşte o dönem çok şeyler yazdım çöküşle ilgili Elveda Alyoşa’dakileri. Basım macerası da şöyle oldu bir gün Fransız kitap fuarında aylak aylak dolaşırken 1989 muydu neydi, herhalde o zaman birden Erdal Öz‘le karşılaştım Erdal Öz benim Ankara’dan eski tanıdığım, hatta işkenceye 1971’de 12 Mart‘ta aynı araçla götürülmüşüz, ama gözüm bağlı. Ne yapıyorsun dedi, ne yapayım ki dedim çok canım sıkkın bir şeyler yazıyorum dedim. Ver basayım dedi, basmazsın Erdal dedim ben vatandaşlıktan çıkarılmışım ben bilmem sen kitabımı neyime basıcaksın yok dedi o da gözü karaydı rahmetli ben basarım dedi ben de onları düzenledim ettim yolladım Sonra basmış haberim bile yok Sonra işte Sait Faik Hikaye yarışmasına sokmuş, sormuyorlar da, bir gün bir arkadaşım yine bizim gibi sürgünde olan bir arkadaşım telefon etti ya dedi ödül
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
SOSYALİZMİN ÇÖKÜŞÜNÜN OYA BAYDAR’DAKİ ETKİSİ
30 Ekim 2024’te, yani daha 2,5 ay önce Bir programa katılıyor oya hanım. 25-30 sene boyunca inandığınız ve hayal kurduğunuz, o hayali hayata geçirmek için bedel ödediğiniz sosyalizm’in çökmesi sizde nasıl bir etki yaptı? çok zor olsa gerek diye düşünüyorum. Öyle bir çöküşten Ruh sağlığımızı sağlam tutarak çıkmak gerekiyordu. Çok zor oldu, bu tabii sadece benim başıma gelen bir iş değil dünya çapında milyonlarca insan yaşadı bunu özellikle benim kuşağım bunun altında ezildi ne oldu kimisi tamamen reddiyeciliğe gitti reddetti, zaten yanlıştı dedi o öyle olanlar tamamen çöktüler mesela kendilerini içkiye verdiler şuna verdiler bunu verdiler ama bir yerde tutunamadılar bazıları hayır hiçbir şey değişmemiş gibi emperyalizmin oyunu bilmem ne hiçbir şey değişmedi dünyada, yani 1917 gibi devam etmeyi o da bir kaçışın, daha doğrusu savunma mekanizmasının bir çeşidi, bir yönü o ben başka bir şey yaptım ben üzerinde düşünmek istedim doğru neredeydi yanlış neredeydi Sadece ben değil ben derken benim gibi arkadaşlarım da var yani ben hala temelinde sosyalizmin ve Marksizmin gösterdiği yolun doğru olduğunu düşünüyorum o başka ama bunun pratiğinde yapılan yanlışlar da zaten Marksizmin, sosyalizmin ya da tahayuül ettiğimiz o muhteşem dünyanın bütün özüyle çatışıyordu Aykırı yani bütün bunlardan çıkarttığım ders kötü araçlarla yanlış araçlarla iyi amaca varamazsınız varılamıyor amacınız çok iyi olabilir ama kullandığınız araçlar yanlışsa yani mesela düşündüm Proleterya diktatörlüğü, diktatörlüktü, biz bunu yıllarca savunduk yani ben pek savunmadım o kadar da inançlı bir yoldaş değildim ben biraz hesaplaşmayı tercih ettim ya neye inandım ben neydi doğrusu neredeydi yanlışı neredeydi, bir de bu çöküşte benim payım nedir minicik benim yani okyanusta damla tamam ama benim de bir payım
Kitabın Kısa Değerlendirmesi
12 Eylül 1980 askerî darbesinden kısa süre önce yurt dışına çıkan ve darbenin gerçekleşmesiyle birlikte Federal Almanya’da mülteci olarak yaşamını sürdüren Baydar, öykülerini bu atmosferde kaleme aldı. 1980 öncesi Türkiye’nin politik iklimi içinde Marksist bir tutuma sahip olan yazar, öykülerinde uğruna mücadele ettiği idealleri sorgulamıştır. 1980 sonrası dünyada yaşanan gelişmeler, sosyalizme olan inancı sarsmış; öykülerde bu sarsılmanın Avrupa’daki yankılarına da yer verilmiştir. Berlin Duvarı’nın yıkılmasına tanıklık etmesi Baydar’ın kendisiyle hesaplaşmasını beraberinde getirmiştir. Sosyalist bir dünyanın özlemini çeken kuşağın çözülmesi ve savrulması şu yazarın gerçekliğiyle örtüşen öyküler ortaya koymasını sağlamıştır. Öykülerde sürgünlüğün vermiş olduğu kaygı ve bunalımlar, vatan özlemiyle iç içe aktarılmıştır.
Bir söyleşide söylediklerinden bir kaçı
Demokrat partiye karşı darbe olunca o zaman sevinmiştim. Şimdi her tür darbeye karşıyım. Sovyetler’e gittim ve kadın hareketi adına hiç bir şeyin teorilerdeki gibi olmadığını ve değişmediğini gördüm Devrim olunca Sosyalizm olunca her şeyin çözülmeyeceğini anladım Doğu Almanya’yı Sovyetler’i görünce önceden görmüş “Her şey dolmuş Bu şekilde gitmez yıkılır” demiştim. Behice Boran Türkiye İşçi Partisinin Başkanı Oya Hanıma “Keşke üniversitede kalıp bilimle uğraşsaydım Siyasete girmeseydim.” demiş. 77 kanlı 1 Mayıs’ta Gazeteci olarak taksim’de bulunmuş Sonra gazeteye döndüğünde olaylar olmuş
6/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 03:29
Elveda Alyoşa/Öykü Oya Baydar 84 Yaşında Yazar, sosyolog, köşe yazarı Eser 1991’de ilk yayınlanıyor Ve aynı yıl Sait Faik Hikâye Armağanı aldı Oya Baydar 3 Temmuz 1940’da İstanbul'da doğdu. Annesi ilkokul öğretmeni Behice Hanım, babası subay Ahmet Cevdet Baydar Ortaokul ve liseyi Fransız kız Lisesi’nde okudu. Lisedeyken Umut Yolu ve Allah Çocukları Unuttu" romanlarını yazdı. Romanlarından kazandığı para ödülleriyle Fransa'ya giderek bir süre Paris'te yaşadı ve bu dönemde sosyalizimle tanıştı. 1964'te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi ve bu bölüme asistan olarak girdi. Aynı fakültede asistan olan Muzaffer Sencer ile evlendi, boşandıkları 1971 yılına kadar akademik çalışmalarında Oya Sencer adını kullandı. Baydar Türkiye işçi sınıfı tarihi üzerine "Türkiye’de İşçi Sınıfı’nın Doğuşu ve Yapısı" başlıklı doktora tezini hazırladı. Tez, Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilince 26 Aralık 1968'de üniversiteden istifa etti. Baydar'ın istifası üzerine, başını Deniz Gezmiş'in çektiği öğrenciler, ret kararının akademik değil ideolojik gerekçelerle verildiği gerekçesiyle, olayı protesto için üç saat süre ile rektörlüğü işgal ettiler, fakülte dekanını istifaya çağırdılar. Okulun süresiz tatil edilmesi ile sonuçlanan bu olay, o dönemde Türkiye'deki ilk üniversite işgali eylemlerinden birisiydi. Bu işgalden sonra
Elveda AlyoşaOya Baydar · Can Yayınları · 2013407 okunma