Kuşlar da gitti
Yaşar Kemal
76 Sayfa
1978’de yayınlanmış
Kuşlar da Gitti, İstanbul'un çürüyen kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte
yok oluşunun romanıdır.
Kuşların bir zamanlar mekan tuttuğu İstanbul'da bazı çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve sinagogların kapılarında 'azat buzat beni cennet kapısında gözet' diyerek satarlardı.
Fakat bir süre sonra satamaz ve ekmeklerini çıkaramaz olmuşlardı.
İşte kitaptan bir diyalog;
"Ne için iki buçuğu verecekmişim de kuşu havaya atacakmışım?"
"Sevap için, sevap için ... "
Kısa boylu, sarı saçlı bir delikanlı sözü aldı :
"İyi vallahi," dedi. "Siz kuşları tutup günaha girecek, biz kurtarıp sevaba nail olacağız, öyle mi?"
Evet ne yazık ki doğru söz buydu.
Peki eskiden kuşçu çocuklardan
kuş alıp onları sevindiren ve kuşları özgürleştiren insanlar şimdi niye çok azalmıştı?
Yine kitaptan cümlelerle buna cevap verelim;
Kuşlar da gitti," dedi Mahmut.
Sonra hiç konuşmadık Kuşlar da gitti,
kuşlarla birlikte de..Ne olacak, kuşlar da gitti.
Azgın suratlı, bereli adamlar, gözleri velfecr okuyan, camiden Allah’la yaman bir dövüşten çıkmışçasına, yüzlerinin olanca nurunu
orada, içerde bırakmış çıkan insanlar, mürnin mi bunlar, bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar, bunlar mı mümin?
Kuşlar da başlarını alıp gittiler, çoktaan ...
Şu Taksim alanında birbirlerini ezenler,
o kadar insanın içinde hak tu, diye ortalığa tükürük savuranlar, sümkürenler, sümüklerini
ağaç gövdelerine sürenler, hasta yüzlüler,
vıcık vıcık boyalılar, suratlarından