Bizler doğal olarak kendimize ve arkadaşlarımıza karşı taraflı oluruz fakat daha eşitlikçi bir davranıştan çıkan üstünlüğü öğrenmeye muktedirizdir. Doğanın açık ve liberal elinden bizim tasarrufumuza bazı zenginlikler sunulmuştur ve biz bunları sanatla, emekle ve çalışkanlıkla, büyük bolluk içinde çekip çıkarabiliriz.
Yüzyıllar geçti, milyarlarca insan yaşadı, öldü ve sonunda Hamlet gibi bir insan çıktı karşımıza: Rahatsız bir insan, düşüncesi var olmak-var olmamak arasında pervane gibi dönen bir insan. Kuşkulu bir insan.
Türkiye'nin düşünce hayatı kendine mesele seçmemiş, bu yüzden ucuz, ucuz olduğu için de çarpık ve çarpıtıcı bir düşünce hayatıdır. Günlük tedbirlerle idare edilmeye çalışılan bir düşünce dünyasıdır bu. Eğer düzeltilmezse sürüp gidecek böylece, çünkü uşaklıkta ne kadar kıdemli olursanız o kadar iyi bir uşak olursunuz. Çok uşaklık ettiğiniz için bir efendi olma ihtimaliniz yoktur.
Öyleyse sözlerin bize ne söylediklerini anlamaya çalışmak, bu söylenenlerin bizim hakikatimizi ifade edip etmediğini bilmeye yönelmek düşünmenin ilk adımı olduğu gibi, sürü ile sürüklenmekten kurtuluşun da ilk işareti dir.