Klinik, Pavol Rankov’un kısa ama etkisi uzun süren metinlerinden biri. Yazar burada okuru sıradan görünen bir “klinik” ortamına sokuyor ama bu mekân giderek gerçekliğini kaybeden, tuhaf kurallarla işleyen bir sisteme dönüşüyor.
Romanın en çarpıcı yanı, insanın kendini anlamaya çalıştıkça daha da kaybolması. Tanısı konulamayan hastalıklar aslında fiziksel değil; korkular, belirsizlikler ve sistemin birey üzerindeki baskısı ön planda. Rankov, görünmez bir otoritenin insanı nasıl sıkıştırdığını ironik ve yer yer karanlık bir mizahla anlatıyor. Bu yönüyle eser, sık sık Franz Kafka’nın atmosferini hatırlatıyor. 
Dil sade ama rahatsız edici bir netliğe sahip. Okurken “tam olarak ne oluyor?” sorusu sürekli zihinde dolaşıyor ve bu bilinmezlik kitabın en güçlü tarafına dönüşüyor. Aynı zamanda okurda huzursuz bir his bırakıyor; çünkü anlatılan şey aslında yabancı değil, fazlasıyla tanıdık.
Kısaca söylemek gerekirse:
Klinik, akıcı bir metin olmasına rağmen kolay bir kitap değil. Bitirdiğinde cevaplardan çok sorular bırakıyor. Kısa ama yoğun, düşündüren ve biraz da iç daraltan bir okuma deneyimi arıyorsanız kesinlikle etkileyici bir seçim.