Doğuluların evleri, her ne kadar zevk düşkünü olsalar da sadedir, sade döşemelidir. Yaşama bir yolculuk, evlerine de bir içkili lokanta gözüyle bakarlar.
Zaten gerçek aşkın kendisi düşten, yalandan, yanılsamadan başka nedir ki? Zihnimizde oluşturduğumuz görüntü, aslından daha çok hoşumuza gider. Sevdiğimiz bir şeyi tam da olduğu gibi görseydik, bu dünyada aşk diye bir şey olmazdı.
Fransız dilinin dillerin en namuslusu olduğu söylenir. Ama ben onun edebe en aykırısı olduğunu sanıyorum. Çünkü bana öyle geliyor ki bir dilin namusluluğu edebe aykırı biçimlerden özenle kaçınmakta değil, böyle biçimlere sahip olmamakta toplanır.
İyi insan herşeye göre kendini düzenler, kötü insan ise her şeyi kendine göre düzenler. Kötü insan kendini her şeyin merkezi yapar, iyi insan yarıçapını ölçer ve çember üzerinde kalır.