"Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar… Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları…
İhtiyar dev, mâzîdeki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini;
«–Ben Avrupalıyım…» demeye başladı; «Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.»
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına;
«–Hayır delikanlı…» diye fısıldadılar; «Sen bir-az gelişmişsin.»
Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir «nişân-ı zîşân» gibi gururla benimsedi aydınlarımız.”