• Ben de tek bir vafizem olduğunu biliyorum, insan olmak ve çalışmak.
  • İnsanın kendine güvenmesi , çocukluk yıllarında çevresine duyduğu güvenle başlar. Bu duyguyu sonradan,kendinden elde edebilmesi oldukça güçtür.
  • "Yaşamak, yaşantı üretmeyi, yaşama katılmayı, yorum yapmak yerine duygusal tepkiler verebilmeyi ve içsel yaşantılarımızı algılamaya çalışarak o doğrultuda hareket edebilmeyi içerir."

    Engin Geçtan'ın olağanüstü kitabını adeta bitmesin diye yavaş yavaş okudum ama yine de kısa sürede bitti. Kitabı okurken adeta bir Erich Fromm kitabı okur gibi hissettim. Yazar, bunu son bölümde açıklıyor beklediğim gibi:


    "Freud'un insanı tanımlayış biçimini 'tümüyle' benimseyememiş olduğumu, ancak sonradan ve kendi deneyimlerim belirli bir birikim düzeyine ulaştığında fark edebildim."

    Alana çok yakın biri olmamakla birlikte ben de Freud konusunda paralel düşünüyorum. Tabii ki o konuda eleştiride bulunmak bana düşmez ama ben de Geçtan gibi Freud'un cinselliğe aşırı derecede önem verdiğini, bazı örnekleri aşırı derecede genelleştirdiğini ve insan doğasının tamamen bencil ve saldırgan olarak görülemeyeceğini düşünüyorum. Geçtan da Adler, Fromm ve Jung düşüncelerine daha fazla önem vererek çalışmış.


    "Bugün insanların birbirinin karşıtı iki ayrı eğilimi doğuştan getirdiğine inanıyorum. Bir yanda dostluğu, sevgiyi ve yardımlaşmayı içeren bir eğilim, diğer yanda bencilliğe ve bozup yıkmaya yatkın bir eğilim."

    Yine aynı açıklamayı sürdürürken, birikim düzeyine sahip olunca böyle düşünüyor. İnsanın bencil ve saldırgan olma ihtimalinin de olduğunu ama Freud'un aksine bunun insanın mecbur olduğu yön olmadığını, insanın alternatifleri olduğunu belirtiyor.


    Geçtan, bu eserinde bir satırı bile harcamıyor. Bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında, tek satırı bile gereksiz olmayan, dolu dolu yazılma noktasında zirveye çıkan kitap olduğunu söyleyebilirim. Değindiği konulara bakalım kısaca:


    . Hasta toplum konusu; toplumun kanayan yarası, sadece bugüne ait bir sorun değil.

    . Geleneksel v çağdaş toplum; bir tarafta rönesans ve reform süreçlerini geçirerek, Aydınlanma'yı yaşayarak yükselen toplumlar, bir tarafta ise modern dünyada gelenekler içinde yaşayarak bocalayan toplumlar... Bu geleneksel toplumlarda yetişen kişi ne kadar iyi yetişebilir ki?

    . Duygusal yalıtım; Geçtan'a göre, duygusal yalıtım, bazı insanların kendilerini korumak için ördükleri duvarlarla olur. Bunun koruyucu bir açı olduğu doğrudur ama insanın doğasına uygun mudur?


    . Yüceltmek/yıkmak: Kişi, başkalarını gözünde yüceltir ise, o kişi tarafından terk edildiği zaman da yıkıcı etkileri olur.


    . İşkolik olmak; ona göre bir maskeleme durumu ve soyut bir uyuşturucu.


    . Yalnızlık tek bir kavram değildir. İtilme nedeniyle olabilir, kişinin seçimi olabilir, somut bir yalnızlık olabilir.


    . Aile ve cinsellik; kişinin karşı cinsle ilgili düşünceleri en çok aile içinde gelişir. Sonra değişebilir ama anne ve babanin, çocuklarına yaklaşımı gelişim açısından çok önemlidir.
  • Kitabı, intihar eden veya intihara meyilli olan yazarların kitaplarını okumaya zaafım olduğunu bilen bir dostumun 39 yıllik hayati boyunca 5 kere intihara tesebbus ederek en son denemesinde bunu basarmis bu yazarın kitabini sen kesin seversin mutlaka oku tavsiyesi uzerine temin edip çok kısa bir sürede istemsizce içsellestirmek zorunda kalarak okudum.

    Osamu Dazai kendi yaşamından esinlenerek kendi yarı öz yaşam öyküsünü anlattığı " İnsanligimi Yitirirken " kitabiyla Yaşamı boyunca, diğer insanlar gibi kendine ait düşünceleri ve hayalleri gerçekleştirme çabasını bunları gerçekleştirirken ki yaşadığı zorlukların üstesinden gelirken bunda başarısız olurken yaşadıkları ve bunun sonucunda ruh hâline etkilerini . Hayatini olumsuz yonde etkileyen olaylar sonucunda parasiz , basarasiz bir şekilde hayatina devam ederken dahil olan Alkol , uyuşturucu, fuhuş , verem gibi bir çok olumsuz şekilde insan hayatını önemli derecede etkileyen zorlukları yaşamında en büyük hayali olan başarılı bir yazar olmak düşüncesini gerçekleştirmek için verdiği nafile çabayı çeşitli kez denediği ilaç içerek, denize atlayarak ( kız arkadaşıyla beraber gerçekleştirdiği bu denemesinde kız arkadaşı ölürken , kendisi sağ kurtuluyor . ) akıl hastanesin de tedavi olmak için yatması, başarılı olmayan yaşam mücadelesini anlatıyor.

    Öyle bir hayat ki insanlıginı yitirmemek icin güzel şeylerin çok az olduğu ama talihsizliğin, kadersizliğin, yapayalnızlığın, eziyet çekmenin, dışlanmanın , yoksulluğun, daha çocukluk döneminde başladığı zorluklara karşi etkili bir savunma arayışınin bir ömür boyu sürdüğü hak etmedigini düşünmek zorunda kaldigini düsundugum bir yaşam. Verilen büyük mücadele ve her şeye rağmen şikayet etmeyip , insan olarak kalabilmeye çalışma mücadelesi oldukça etkileyici bir yaşanmışlık silsilesiyle anlatilan olaylar okuyucu olarak beni oldukça etkiledi.
  • "yaşamak ve sevmek birbirinden ayrı olgular değil, bir bütündür. Kendimizi yaşayabildiğimiz ve beraberliklerimize bir şeyler katabildiğimiz her yerde sevgi vardır."
  • "Duygular insanın içinde oluşan bağımsız yaşantılar değil, dış dünyayla birlikte yaşarken insanın içinde oluşan olgulardır. Bir başka deyişle, yaşantı öznel değil etkileşimseldir."
  • "yaşamın tümünü bir süreç olarak yaşamak olanaksızdır. Süreçleri bazen kendimiz öldürürüz, bazen de birlikte olduğumuz insanlar. Ama önemli olan, süreçleri kapatmamak için çaba göstermektir."