CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
23 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 5/10 puan

İnsan çocukken aşk üzerine o kadar çok şey okumuş oluyor, ve kelime öyle ezgili geliyor, öyle hayal ediliyor ki, romanları okurken kalbinizi çarptıran bu duyguya karşı sahip olmayı o kadar çok istiyor ki insan, gördüğü her kadında kendine soruyor: Aşk bu değil mi? Erkek olmak için sevmeye çabalanıyor.

Bir Delinin Anıları, Gustave FlaubertBir Delinin Anıları, Gustave Flaubert
mehmet rauf güler, bir alıntı ekledi.
 35 dk.

İnsan / Eşref-i Mahlukat
Yüce Allah, insanı, "en güzel" tanımlamasıyla nitelendirdiği bir "oluş" içinde yaratmıştır (93/Tin: 4). İnsanın yaratılışındaki aşamaları bildiren bir dizi ayetin ardından, Yüce Allah'ın kendisi hakkında "Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!.." (23/Müminun: 12-14) buyurmasıysa, bu "en güzel" nitelemesinin anlamını, kapsamını, derinliğini ve değerini daha açık bir biçimde ortaya koyar. Yüce Allah'ın yaratmış bulunduğu bu "en güzel"e ikramı da en büyük olmuştur. Ona kendi "ruh"undan üflemiş (15/Hicr: 29; 38/Sad: 72); "Eşya'nın İsimleri"ni öğretmiştir. (2/Bakara· 31-33). Melekleri, ona secde etmeye çağırmış, onlar da secde etmiş, yalnız "iblis" secdeden kaçınmıştır (2/Bakara: 34; 7/A'raf: 11; 15/Hicr: 29; 17/İsra: 61; 18/Kehf: 50; 20/Taha: 116; 38/Sad: 72-76). Yaratılışının ardından, onu, Cennet'te oturtturmuş (2/Bakara; 34; 7/A'raf: 12; 17/İsra: 61;38/Sad: 74-76); derken, "Yasak Ağaç"tan yemeleri üzerine (2/Bakara: 35; 7/A'raf: 19) Yeryüzüne indirmiştir (7/A'raf: 22; 20/Taha: 121-123). İnsan, "üzerinde halife olmak" üzere (2/Bakara: 30 ) yaratıldığı Yeryüzünde, bir süre için yerleşip, geçinecektir (2/Bakara: 36; 7/A'raf: 24). Bu süre içinde, onlara yol göstericiler gelecek (2/Bakara: 38), içlerinden doğru yolu seçenler için hiçbir korku da söz konusu olma yacaktır (2/Bakara: 38; 20/Taha: 123). Yüce Allah, insanı indirdiği Yeryüzünü de insanın yaşamasına en elverişli bir biçim de yaratmış, düzeltmiş, döşemiş, donatmış; böylece insanoğluna olan lütuf ve keremini bu nimetlerle arttırmıştır. Kur'ân-ı Kerim'de bunu bildiren onca çok ayet vardır ki, bu kitabı bütünüyle onların anlamlarına ayırsak bile yetmeyecektir. Bu yüzden, yalnızca birkaç ayetin anlamını vererek yaratılmışların bu "en güzel"ine olan ikramı örneklendirmek yoluna gidecek, bu kadarıyla yetineceğiz: "O, Yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bina kıldı. Gökten su indirip, onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi."(2/Bakara: 22)

İnsan, Zübeyir Yetikİnsan, Zübeyir Yetik
Ragıp Sefa Sarı, bir alıntı ekledi.
44 dk. · Beğendi

Kuran, Bedelsiz Cennet Anlayışına NE Dıyor?
Kur'an, cennetin bedelinden söz eder. Yüce Allah'ın müminlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın aldığını bildirir.
Ebedi Kurtuluş için mallar ve canlar karşılığı yapılması gereken bir ticaretten söz eder.
Allah, inanıp güvenenlerin kendilerini ve mallarını Cennete karşılık satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar; öldürürler ve ölürler. Bu Allah’ın Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da verdiği gerçek sözdür. Sözünü Allah’tan daha iyi tutan kimdir? Öyleyse yaptığınız bu satıştan dolayı sevinin. Bu, büyük bir kurtuluştur.( TEVBE - 9/ 111)
Ey inanıp güvenenler! Acıklı azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
"O ticaret, Allah’a ve elçisine tam güvenmeniz Allah yolunda mallarınızı ve canlarınızı ortaya koyarak mücadele (cihad) etmenizdir. Bilseniz sizin için hayırlı olan budur.
Bunlara karşılık Allah, günahlarınızı bağışlayacak ve sizi içinden ırmaklar akan bahçelere(cennetlere), güzel konaklara yerleştirecektir. Büyük başarı işte budur."
(Saf 61/ 10 - 12)
'Iman ettim' demekle
bırakılıvermenin ve kurtuluşa ermenin söz konusu olmayacağını beyan edilir.
(BKN: Ankebut 29 - 2 / 3)

'Yoksa siz sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin başınıza da gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız yoksulluk ve sıkıntı Onlara öylesine dokunmuş öyle sarsılmışlardı ki Nihayet elçi ve beraberindeki müminler
'Allah'ın yardımı ne zaman diyordu' bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır'
( Bakara 2 / 214)
Kurtuluş'un yolu insanların ürettiği kuruntular ve İltimas gibi beklentiler değil iman etmek ve iman akdinin gereklerini yerine getirmeye gayret etmektir. Iman akdi pratik sorumluluklar doğuran ve insan için asla çiğnenmesi gereken kırmızı çizgiler vaz eden bağlayıcı bir sözleşmedir.
Iman ciddi bir iddiadır ve insandan ciddiyet ister.
'Iman ettim' demek her şeyin sonu değil, her şeyin başlangıcıdır.
'Önemli olan bu sözü söz olmanın ötesine taşımak, onu hayatımızda görünür kılmaktır'.
Tarihsel süreçte üretilmiş olan 'iman Kalp ile tasdik dil ile ikrardır' anlayışı Kur'an'ın iman öğretisi ile hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
Aslında bu anlayış Müslümanların genel kabulüne aykırı şaz bir görüş olarak ortaya çıkmış fakat ilerleyen dönemde yaygınlık kazanarak bugüne kadar taşınmıştır.
Iman mefhumuna dair ilk dönemde yapılan tanımlara baktığımızda" Kalp ile tasdik dil ile ikrar vücudun azaları ile amel" tarihfinin öne çıktığını görmekteyiz.
Kur'an'ın iman amel bütünlüğü dair güçlü vurgusu, Amelsiz bir iman tanım ve tarifini zaten boşa çıkarmaktadır.
Kur'an'ın öğretisinde insanın Haktan mı batıldan mı yana oldugu yüce Allah'a kul olmayı mi tercih ettiği yoksa hevasına veya tağutlara kulluğumu dünya ekinini mi ahiret ekinini mi önceledigi ' Sarp Yokuşu aşıp aşamadıgi sorularının cevab alani amellerıdir.
Tipki ayeti kerimede beyan edildiği gibi:

"Sarp geçit nedir, nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)
O, boynu bükük olanı kurtarmaktır.
Veya kıtlık gününde yemek yedirmektir .Yakınlığı olan bir öksüzü,
Ya da sürünen bir çaresizi doyurmaktır. Bir de inanıp güvenen(mümin olan), biri birine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden kimselerden olmaktır."
(Beled 90 -12 \17)

"İyilik, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. İyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebîlere inanıp güvenen kişinin yaptığıdır. Böyle bir kişi, sevmesine rağmen malını, kendine yakınlığı olanlara, yetimlere, çaresizlere, yolda kalanlara, isteyenlere ve boyunduruk altındakilere verir. Namazı tam kılar ve zekâtı verir. Bunlar anlaşma yaptıkları zaman da yükümlülüklerini yerine getirirler. Baskılara, zorluklara, bir de baskın anında olacaklara karşı dirençli olurlar. Özü sözü doğru olanlar bunlardır. Allah’tan çekinerek korunanlar da bunlardır."
(Bakara 2 / 177)
Kur'an'ın bize öğrettiği din, alemlerin Rabbine itaat etmeyi iman iddiasında bulunan insanlara şart koşmaktadır. Emir ve yasaklar konusunda Mümin bir kimse muhayyer değildir.
Evet Dinde zorlama yotur (2 /256) " insan şükredici veya nankör olma konusunda muhayyer bırakılmıştır. (76/ 3)
Ancak tercihini imandan yana yapan ve iman akdinde bulunan insan artık başıbozuk davranma, hevasına isteklerine göre yaşama keyfiliği içinde olamaz. Çünkü iman akdi bağlayıcıdır.
Iman akdinden sonra hevasına yönelmek akdin iptali anlamına gelir. Kur'an hiçbir konuda olmadığı gibi Bu konuda da hiçbir şakası yoktur.
" Ey iman edenler Allah'a karşı gelmekten sakının Eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz faizden geriye kalanı bırakın böyle yapmazsanız Allah Ve Resulu ile savaşa girdiğinizi bilin Eğer tövbe edecek olursanız Ana paranız sizindir . Böylece sizin de başkalarına Haksızlık etmiş olursunuz ne de başkaları size Haksızlık etmiş olur."
( Bakara 2 / 278 - 279)
Iman iddaa'sı beraberinde Allah'a itaati getirmediği takdirde bir anlam ifade etmemektedir yüzlerce ayet bu gerçeğe vurgu yapmaktadır.
Bir ayeti kerimede şöyle buyurulmaktadır :
"Onlar ancak kendilerine meleklerin veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: “Bekleyiniz, şüphesiz biz de beklemekteyiz.”
(En'am 6 / 158)
Bu ayetteki " imanın da veya imanıyla bir hayır kazanmamış" kısmı üzerinde iyi düşünmek gerekir. Tek başına bu ayet bile, geleneksel öğretinin iman amel konusundaki mürcie kaynaklı tezini çürütmeye yeterlidir.
Insanın akıbetini belirleyen dünya hayatında yapıp ettikleri bir kişinin ayinesi işidir /amelidir.
Hesapların görülmesi sonrası cennete cehenneme sevk edilen insanlarla ilgili Kur'an'da yazılan birçok ayet grubundan birini birlikte görelim :

"(Cehennemliklere) girin ona artık ister sabredin ister sabretmeyin sizin için birdir Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyor sunuz denilir hiç şüphesiz muttakiler cennetlerde Nimet içindedirler Rablerinin verdikleriyle sevinçli ve mutludurlar Rableri kendilerine çılgınca yanan cehennemin azabından korumuştur yaptıklarınızdan dolayı Afiyetle yiyin ve için (denilir)"
( 52 / Tur /16 - 19)

"Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Sonunda, işlerini kötü yapanları cezalandıracak ve iyi yapanları da daha güzeli ile ödüllendirecektir.
Büyük günahlardan va ahlaksızca fiillerden kaçınanlara gelince: ufak tefek kusurlar işleseler de, kesin olarak bilsinler ki senin Rabbin engin bağış sahibidir. O, yeryüzü (toprağından) sizi var ederken de, anneleriniz karınlarında cenin halindeyken de sizinle ilgili her şeyi bilir; şu halde kendinizi temize çıkarmayın:
Kimin takvaya uygun davrandığını en iyi bilen O'dur."
(Necm - 53 / 31 - 32)

Görüldüğü üzere Rabbimiz insanların karşılaştıkları akıbetlerinin onların amellerinin , yapıp etmelerinin belirleyeceğini bildirmektedir. Kur'an baştan sona Bu gerçeğe vurgu yapmak da salt iman iddiasının bir anlam ifade etmediğini bildirmektedir.
[ İslam'a İlk Adımlar
Şükrü Hüseyinoğlu ]
Sayfa: 89 - 94

İslam'da İlk Adımlar, Şükrü Hüseyinoğlu (Sayfa 89 - Ma'ruf Yayınları ~)İslam'da İlk Adımlar, Şükrü Hüseyinoğlu (Sayfa 89 - Ma'ruf Yayınları ~)
Hakan YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
57 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

(...) "İnsan olmak" kendi mutlu olduğun şeyleri yanındakilere de iletmektir. İnsan, kendinde olmasını istediği bir şeyi bir başkası için de aynı şiddette isteyebiliyorsa "insanım" diyebiliyor. Birbirimizin hayatlarının içindeyiz ve insan olmak galiba "diğerkâm" olmaktan geçiyor.

Peri Gazozu, Ercan Kesal (Sayfa 72 - İletişim Yayınları)Peri Gazozu, Ercan Kesal (Sayfa 72 - İletişim Yayınları)
Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

‘Herkes kendisi için en iyisini istiyor, geri kalanını da Allah’a bırakıyor. İnsanlar dini kendi çıkarları için kullanıyorlar. Bu din siz kullanın diye değil; hizmet edin diye var. Allah’a hizmet edin diye, kendinize değil. Allah sizi de, haklarınızı da koruyacaktır, fakat bunları bir silah gibi kullanmayın. İnsanlara ayet ve hadislerden alıntılar yapıp durmayın.
Vaaz sırasında bu olabilir. Benim meşguliyetim bu. Ancak ev içerisinde eşime ve kızlarıma ayet ve hadislerden alıntılamam, onların da bana bunu yapmamaları gerekir. Dinin ve nazil olan ayetlerin görevi öne sürülen argümanlara malzeme olmak ve tartışma kazandırmak için değil. Dini kötüye kullanmak bu. Allah’ın ayetlerini, Resulullah’ın hadislerini kötüye kullanmak. O kadar çok insan bunu yapıyor ki üstelik. Bir baba kızına bir işi yapmasını söylüyor, kızı ise istemiyor. Baba da diyor ki; ‘Ve bi’l valideyni ihsânâ. Anne babaya karşı ihsanda bulun.’
‘Sen hiç Kur’an okumadın mı?’
Bunun Kur’an ile ilgisi yok dostum. Bunun senin isteklerinle ilgisi var; ayetleri birer silah gibi kullanıp isteklerini kızına dayatmaya çalışıyorsun. Bu doğru değil. Hiçbir zaman bu işin usulü bu şekilde olmadı.’

Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 164 - Timaş Yayınları, 2018.)Dirilt Kalbini, Nouman Ali Khan (Sayfa 164 - Timaş Yayınları, 2018.)
@kitaplarlakeyif, Altıncı Koğuş'u inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · 9/10 puan

Delilik nedir? İnsan beyninin fazla dolu olması mı, diğerlerinden farklı düşünme hali mi? İnsan neden delirir? Akıl hastanelerinde yatanların hepsi gerçekten deli midir? Bir deli ile sohbet etmekten hoşlanan ve onunla saatlerce vakit geçiren biri de akıl sağlığından yoksun mudur? Sırf bu nedenle bile hastaneye kapatılabilir mi sevdikleri tarafından? Birini anlamak, koşulları düzeltmek için ille de aynı kaderi paylaşmak mı gerekiyor? Felsefi tartışmalar yapan bir aydın empati yoksunu nasıl olabiliyor? Sorunları çözmeye çalışmaktansa izleyici olmak neden?

Kısacık ama insanı akıl sağlığı, sosyal adalet, burnunun ucunu göremeden aydın olmaya çalışmak ile ilgili uzun uzun sorgulatan çok güzel bir kitap Altıncı Koğuş. Duru ve sürükleyici anlatımı ile bir film izler gibi okuyup, kafanızda deli sorularla, acı saptamalarla son sayfayı kapatıyorsunuz.

Ruh Adam, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Varmak düşü yordu insanı. Varmak “bulmak” değildi oysa. Bulmak sancısı, olduğu yerin güzelliklerini bir bir örtmeye başlayınca yanıldığını anlamadı. Durup düşünmeden Adem telaşı ile oradan oraya savrulup durdu. Savrulurken ona verilen her şeyin manasına ya geç kaldı ya da yanından geçip gitti. Telaş sözcüğü erken yer etti gönlünde ve bilmedi ki telaşı öldürecek kalbini. Kalbi ölüce yaşar mı insan? Yaşadı. Kalbini öldürüp öyle yaşamayı, yetişmeyi, telaş etmeyi maharet belledi. Yetişmek, varmak, bulmak ve “en” olmak bu çağın düsturuydu ve zamana uymalıydı. Uymak modern insanın sosyal ödevi olduğundan beri aynı insan içinden çok dışını düşünmeyi, dışıyla var olmayı önemser oldu. Dış dünya istiyorsa doğru, içi istiyorsa yanlıştı. Toplum daima doğruyu yapıyordu. Çünkü toplum kendisinden çoktu. Uymak gerekti. Uydu. Dışlanmak ağır geldi ruhuna ve kalbiyle beraber ruhunu da öldürdü. Artık başkasının kalbi ve başkasının ruhuyla yaşamak onu sıradanlaştırırken o başkaları yanında rahat ediyor dışlanmıyordu. Uymak, istenilen yerde durmak, herkesleşmek acı vermiyor aksine belli muhitlerde yer ediniyordu. Alkışlanmak hoşuna gitti önce. Sonra bir bir manevi dünyasındaki içsel motifleri söküp atmaya diğerleri nasıl emrederse öyle devam etmeye başladı. Yanındakiler de insandı. Ne farkı vardı onun? Neden acı çeksin, karşı çıksın, dik dursun, kalbini önemsesindi ki! Bıraktı. Yoruldu. Yorulmak çekilmek de insaniydi ama beklemedi varmak istedi. Varınca bulacağım, ereceğim ve “en” olacağım sandı. Unuttuğu şey her kalbin robot olamayacağı bir gün olmadık bir yerde ruhunun iflas edeceğiydi...

Ayşe ÜNÜVAR

Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 59)Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 59)
Reşit Berkay Kocaaslan, bir alıntı ekledi.
3 saat önce

-Hiç bitmeyecek mi senin bu okuman?
+Bitmeyecek.
-Hiç mi?
+Hiç.
-Niyetin katip olmak mı yani?
+Hayır.
-Ya?
+İnsan olmak.

Vukuat Var (Hanımın Çiftliği 1), Orhan KemalVukuat Var (Hanımın Çiftliği 1), Orhan Kemal
Kbly krz, Yeraltından Notlar'ı inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Ömrümün son dört yılını bir delikte geçirdim ve zeki insanların önemli bir yerlere gelemeyeçekleri ancak bir aptalın bir şey olmayı başarabileçeği kendimi avuttum. Evet on dokuzuncu yüzyılın insanı özellikle karaktersiz olmak zorundadır. Karakterli bir insan genellikle hayal gücü sınırlamış biridir...

beyhan alkan, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ne garip bir oyuncak şu insan. Yürür, konuşur ve aci çeker. 70 kilodur. Kendisine ve çevresine ait hiçbir şey bilmez. Bir nevi ıstırap makinası. İplerini başkalari çeker. Hantal ve şapşal bir robot. Neye sevinir, bilinmez.Sınırsız olan yalnizhayalleri ve acı kabiliyeti. Etten bir kafes ve aciz içinde çırpınan bir ruh. Vücut araba, akıl arabacı. Ama gözleri bağlı arabacının.Arabaya hükmeden atlar.Buda haklı. Var olmak icin yok olmak lâzim. Parça bütüne kavuşacak ki, hasret dinsin. Bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk. Bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak?.. Ne olacağini bilen var mi? Kader hep oynayamayacağı rolleri yükler insan ve ıslıklar. Alkiş sahtekarlarin...

Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (Sayfa 398)Jurnal Cilt 1, Cemil Meriç (Sayfa 398)