Kevser işte; uyur, okur, yer, okur, aşık olur, okur, üzülür, okur, sevinir, okur, şarkı söyler, okur, gülümser, okur ve biraz daha yazıp ardından okur.
Aslında, bu üzüntüden kurtulmak için yazmamam değil, hatta ve özellikle düşünmemek gerektiğini biliyorum ve her an buna karar veriyorum. Ama...
Ama hiç olanaklı mı? Bu, artık düşünmenin, hatta solumanın temeli oldu.
Bir kadın gülümsemesi için büyük savaşlar kazanıldığını, büyük buluşlar ortaya konduğunu, olağanüstü kahramanlıklar yapıldığını, şimdi anladım. Onu kazanmak, onun murâdının ve inadının eridiğini görmek için üzerime alamayacağım olağanüstü iş, yüklenemeyeceğim yıkım, kabul etmeyeceğim işkence yoktur.
Ömründe isteyerek hiç kimseye el uzatmamış, istekle hiçbir şeye bakmamışken, bana bütün bedenini isteğiyle, iradesiyle ve... Ah, yarabbim başım dönüyor!.. Aşkıyla, evet, aşkıyla, aşkıyla, aşkıyla teslim etmesi için ne yapmalı yarabbi?