‘Eğer kişi insanların mutluluk, sevgi, sevinç olarak tanımladıkları şeylerin tamamıyla yanlış temeller üzerine inşa edilmiş varsayımlar olduğunu keşfederse yüreğinde derin bir boşluk bulur. Onun için bu büyük boşluğu doldurmanın yegâne çaresi de gerek kendisinin gerekse de başkalarının kaderleri üzerine kumar oynamasıdır.
“Sen de Muzaffer’e söyle bunlara sadece dokudukları ipliğin değeri kadar yemek versin. Kızlarım oldukları için onlara en ufak bir ayrıcalık tanımasın. Eğer söz dinlemezlerse onları köle olarak satabilir. Eğer öyle bir şey olursa paranın yarısını masrafları için kendine saklasın. Geri kalanını da bana göndersin. Hepsi bu kadar. Şimdi namazınızı kılıp yola koyulun hadi!”
“Her türlü zenginliğe ulaşacak durumda olmana karşın süse gösterişe ehemmiyet vermiyorsun. Son derece alçakgönüllüsün. Yalnızca bir şey ilgini çok çekiyor. Mümkün olduğunca çoğuna sahip olmak istiyorsun. Şimdi tahmin edebilir misin?”
“Bana bir kitap getirdin.”