Şükrü Erbaş'ı okurken kullandığı sözcükler dikkatimi çekiyor. Doğayı çağrıştıran çok sayıda sözcük var. Bir nevi şaman ya da pagan gibi doğada bir sır arıyor, doğa da ona karşılık veriyor. Şu dizeye bakın: "Günaydın, beni doğuran sabah." Sabah vaktini kişileştirip ona selam veriyor, sabah vakti de şairi doğuruyor. Bir döngü gibi.
Öte yandan bazı çelişkiler de var. Mesela şu dize: "Pencere, korunun rüzgârıyla öpecek ensenden." Örneğin buradaki sözcük seçimi de ilginç: "orman" ya da "ağaç" gibi ilk akla gelecek ve anlaşılacak sözcükler yerine "koru" sözcüğünü kullanıyor. Kimileri şunu da diyebilir, "koru" aslında insan eli değmiş bir orman. TDK "Bakımlı küçük orman" diyor. Yani aslında insan işi doğal olmayan bir orman "koru". Bu kadar çok "doğaya ait" sözcük kullandıktan sonra neden "koru" sözcüğü onu çözemedim. Bağbozumu Şarkıları
Sitedeki "0" kitap okuduğu görülen ve sadece "trolvari" şeyler paylaşan hesapların olayı nedir? Her yeri "spamlamak" zorunda mısınız? Bunlar için Facebook ya da Twitter var. Ayrıca dini propagandadan da geçilmiyor site. Kitap sitesi denilince, kitap paylaşımları bekliyor insan...