İnsanları, elleriyle ürettiklerini yiyemeyen, giyemeyen kimseler yaptılar.
Topraklarınızı asfaltlayarak sadece, efendilerin sofralarına daha hızlı hizmet götürmemizi sağladılar.
Maaşa bağladılar bizi, bizi antlaşmalarla, sözleşmelerle, kontratlarla bağladılar.
Size dediler faturalarınızı ödeyebileceğiniz paralar vereceğiz.
Yeter ki neden ödemek zorunda olduğunuzu sormayın.
Üzülmeyin dediler, dara düştüğünüzde
krediler çekebileceğiniz binalar dikeceğiz.
Çocuklarınızı eğitip her şeyden habersiz kişiler yapacağız.
Bizi ağzı yok dili yok, dört tane duvara sahip olabilmek için ömür boyu dişimizi sıkarak çalışmakla ödüllendirdiler.
O duvarın harcını karan, demirini taşıyan kimselerden en kısa zamanda işlerini bitirmelerini istediler ama
onlara en uzun vadede bile oralarda asla oturamayacaklarını da telkin ettiler.
Dünyanın bir kısmına ideal ölçülere geleceklerini vaat ederlerken
bir kısmına açlıktan ölmeyeceklerini bile garanti edemediler.