...
Bir insanın yaşamı günler, aylar veya senelerle ölçülmez, anılarıyla ölçülür. Ne kadar anı biriktirmişse bir insan o kadar uzun ömrü olmuş demektir. Hatta insan yaşamına veda ettiğinde bile kimi anıları yaşamaya devam eder. Bu anılar kimilerini ölümsüz kılar, kimilerini unutulası. Görece değerlendirebileceğimiz, akledeceğimiz nice anılar herkeste vardır elbet. Bu anılar çocuklukla başlar, büyüdüğümüz mahallenin yaşlı amcaları, top oynayıp, ip atladığımız sokaklar, yerleri çer çöp edince beddualarıyla meşhur teyzelerimizle şekil almaya başlar. Ben böylesi bir mahallede büyüdüm. Çok çocuklu ailelerin oluşturduğu kan bağının, komşuluğun imeceleri bile kıskandıracak cinsten bir yakınlıklar arasında... Çocukluğum bu konuda şanslı geçti diyebilirim.
Kuzenlerimle o sokaklarda top oynamayı çok severdim. Birbirinden ayrılmayan aileler bütünü olduğumuz gibi bizim sokaklarımızı evlerden ayıran duvarlar olmazdı; evlerin kendisi sokağa sıfır olurdu... Haliyle bu sokaklarda top oynarken bayağı rahatsız ederdik amcalarımızı, teyzelerimizi. Heleki "Lehlê" diye yaşlı bir teyzemiz vardı... aramızdaki mücadele rakip iki takım arasında geçmemiştir diyebilirim. Her oynadığımız günün beş dakikası geçmeden kapıdan belirir, bağırdığı kısık sesiyle bize hakaretler yağdırdı. Elinde mutlaka bir bıçak olurdu "topunuzu patlarımı" betimlemesiyle... Bazen topu patlatmak için peşinden koşarken onu çalımladığım zamanlar olurdu, haliyle çocuktum, gülerdim... O da, beddualarını sarkmış beyaz tülbentinin altından eksik etmezdi, hakediyorduk... Kürtçe'de lahanaya "Lehle,Lehne" denilir bizim bölgede. İsim benzerliğinden hep gülerdik neden lahana koymuşlar ismini diye...
Liseye geçtiğim yıllarda bir gün durup dururken bu isim yine aklıma gelmişti... Neden diye düşünmüştüm yine. Sonra kimlikteki ismini