Cogu zaman hırs ve azim birbirine karıştırılır. Benim kişisel gözlemlerime göre hırs, insanın içindeki ruhsal boşluğu, tedirginliği, değersizliği başarıyla kapatma çabası iken, azim var olanı daha da iyi hale getirme noktasında istikrarlı bir çabadır.
Baban taksiciyse, köyde büyümüşsen, annen baban şiveli konuşuyorsa, evin çok güzel bir muhitte değilse bunlar senin gerçeğindir. Bunları kabul ettiğin zaman, bu konular senin için düşünülecek ve saklanılacak noktadan çıkar. Enerjini bu gerilime harcayacağına, kendini geliştirmeye harcayabilirsin. Sen kendin olduğun zaman güçlüsündür, kendini saklayıp farklı davrandığın zaman sadece güçlüymüş taklidi yaparsın.
Diyelim ki bir kapıdan güzel bir haber gelmesini bekliyorsun. O kapı çalacak ve o beklediğin güzel haberi alacaksın, her şey çok güzel olacak. Kapının zili çaldığı zaman evin her yerinden duyabilirsin ama sen yine de kapının önüne diz çökmüş bir şekilde bütün dikkatinle kapıya bakıyorsun. Evde televizyon izleyebilir, kitap okuyabilir ya da ailenle sohbet edebilirsin. Ama sen kapıdan başka bir şey görmüyorsun, içeriden birisi seslenince, sana hadi kızım/oğlum gel çay içelim dediğinde, hiçbiriniz beni anlamıyor diye tepki gösteriyorsun. Ama kapi çalsa zaten duyarsın, kapıda beklemenin anlamı var mi?
Doğal olarak sualtında nefes almak gibi bir özelliğimiz yok ama sen suyun altına giriyorsun ve durmadan zorluyorsun kendini. "Nefes almalısın, hadi ama, başarabilirsin" diyorsun sürekli kendine. Ama maalesef böyle bir yeteneğin yok