BerkerV

BerkerV
@Kartvizite
lisans
İstanbul
1996
30 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
BerkerV bir yorumu yanıtladı.
Tamamen edebi açıdan bir değerlendirmedir
4/10
·138 syf.··
2021 8. kitabı
Kitap farklı farklı hikayelerden oluşuyor. Aralarında bir hikaye "Baran'ın Beşiği" için güzel şeyler söylenilebilir. Dil olarak çok eksik ki bu okumayı oldukça güçleştiriyor. Tüm hikayelerde çok uzun paragraflar var, buna rağmen iki tanesi hariç çok kısa hikayeler. Çoğu betimleme yersiz ve uzun adeta bir roman havasında verilmiş. Oysa olay örgüsü çok kısıtlı ve durum barındırmıyor. Tabi birkaç yerde güzel bir şekilde verilmiş yerler de var. Hikayeler ekseriyetle aşk temasıyla bağdaştırılmış ve çoğu aslında günlük hayatta yaşanılan hoşlantı duygusundan ibaretken, hikayelerin büyük bir kısmını kapsıyor. Hikaye sonlarında, yine "Baran'ın Beşiği" hariç, suni bir çarpıcılık göze batıyor. Bir iki hikayede göze çarpan "lan, ulan" gibi söylemlere sıkça tekrar edilmiş. Bunlar her ne kadar içten verilmeye çalışılsa dahi metinde rahatsız edici unsurlar olarak göze çarpıyor. Mizahi bir dilin yakalamaya çalışıldığı bölümde yer alsa da mizahi açıdan eksik kaldığını söyleyebilirim. Yazarın, aslında bir yazar olmadığı, siyasetçi olduğu göz önünde bulundurulursa mazur görülebilir. Ancak bu sefer de içerik olarak esaslı bir eser bulmadım. Elinize aldığınızda Kader Kuyusu gibi ustaca yazılmış bir eser bulmayı beklemeyin. Böyle bir vaad yok tabi ortada.
Hikaye
DevranSelahattin Demirtaş · İletişim Yayınları · 20199,9bin okunma
"Dil olarak çok eksik ki bu okumayı oldukça güçleştiriyor" demissin, sen dil bilimci misin ki bu fecaat cümlen: "Hikayeler ekseriyetle aşk temasıyla bağdaştırılmış ve çoğu aslında günlük hayatta yaşanılan hoşlantı duygusundan ibaretken uzun hikayelerin büyük bir kısmını kapsıyor." olmadiginin gösteriyor. Uzmani olmadigin, kapasitenin yetersiz kaldigi bir edebi metni degerlendirmek, cahil cesareti gercekten." hoşlantı" ne birémin? Yine" Çoğu betimleme yersiz ve uzun adeta bir roman havasında verilmiş." diyorsun da bir örnek veremez misin birader? Ve yine buyurmussun ki :" Yazarın, aslında bir yazar olmadığı, siyasetçi olduğu göz önünde bulundurulursa mazur görülebilir. " buna gülecek karga bile bulmak imkansiz." Ama yazari yazar olmadigi için "Mazur görme alicenapligi" göstermis olman, büyük edebiyatci ve elestirmen niceligi!!! velhasili kardes, alinma, incinme, kirilmak ama keske böyle bir degerlendirmeyi yüzüne gözüne bulastirmasaydin.
Önceki 4 yanıtı göster
Açıklamada belirttiğim gibi aslında. On dört tane birbirinden konu ve biçim olarak farklı hikaye var. Hepsi bir değil. Evet bahsettiğin hikaye diğerlerinden daha fazla olay örgüsü içeriyor ve daha kapsamlı. Yine analizde belirttiğim "Baran'ın Beşiği" ve "Ardiye" hikayeleri de işleniş ve yazı bakımından genele göre daha güzel. Ancak çoğu hikayede uzun cümleler ve tasvirlerle doldurulmuş paragraflar var. Ya da birinci ağızdan yazılan metinlerde içtenlik adına kullanılan argo fazla ve yinelemelerle irrite ediyor. Özellikle birinci hikayede ağır basan peşpeşe verilen uzun cümleler ve her cümlenin tek düze aynı yapıda verilmesi okuyucuyu sıkan unsurlardır. Yazarın kendine özgü bir üslubu tutturduğunu göremiyorum. Kaldı ki basit ve yalın bir dille kaleme alındığını da düşünmüyorum. Henüz ikinci eseri olmasından kaynaklanıyor olabilir. Analizde belirttiğim gibi edebiyata çekirdekten değil daha sonradan müdahil olmasından kaynaklı da olabilir. Halkçı gerçekçi eserlerden hazzeden birisiyim. Ancak bu bu anlatı türünün yazım şeklinin önemini ortadan kaldırdığına inanmıyorum. Orhan Kemal ve Yaşar Kemal gibi usta kalemlerin eserlerinde gördüğüm titizliği seviyorum. Kaldı ki Devran'a has değil okuduğum "İnsan ne ile yaşar?" Tolstoy'a ait olmasına ve oldukça rağbet görmesine rağmen bana kalırsa konuları itibariyle okunmaya değmez bir eser diyebilirim. Ya da " Fahrenheit 451" konu bakımından güzel olmasına rağmen yazılış veya çeviri kaynaklı(?) okunması oldukça sıkıntılı bir kitaptır. Bana göre. Ya da Sabahattin Ali'nin romanlarına hayranlık duymama rağmen "Sırça Köşk" isimli toplu hikaye kitabında 17 hikaye ve masaldan arasından üç tanesi hala aklımda ve iyi buldum. Kıssası şudur, ben siyasal bir girdi olmaksızın, yazılan hikayelerdeki olaylardan bağımsız bir yorum paylaştım. Selahattin Demirtaş'ı bir yazar olarak(bir önceki analizimde Zülfü Livaneli' ye yaptığım gibi) eleştirdim. Benim gözlemim budur.