Felsefe geleneğinde dini kozmolojiyi felsefi kozmoloji ile ilk ciddi uzlaştırma çabaları Horasan ve maveraünnehirin meşhur filozofu Yusuf El Amirinin yorumlarıdır. Amiri hem Kur'an'da yaratmayı ifade eden kelimeler dağarcığı ile sudur sürecindeki oluş türlerini ilişkilendirmiş hem de külli akıl ve külli nefs felek ve kalem Emir ve levh-i mahfuz arasında ilişki kurmuştur. Kur'an'da yaratmayı ve Allah'ın aleme müdahalesini anlatmak için bir dizi kelime kullanır ibda halk teshir ve sun'. Amiri sudur teorisine yoktan yaratmayı dahil eden filozoflardan biridir. o bu lafızlardan her birinin sudur hiyerarşisinin bir mertebesini ifade ettiğini düşünür. Sudurcu kozmoloji Tanrı külli akıl külli nefs küllî tabiat ve ay üstü cisimler ve ayaltı cisimler şeklinde sıralanabilir. Amiriye göre İbda yoktan yaratmayı ifade eder. Dolayısıyla sudurcu kozmolojide tanrının var ettiği ilk mevcut olan külli akıl ibda yoluyla yaratılmıştır. Amiriye göre Allah'ın doğrudan var ettiği ilk şey külli akıldır külli akıl kendisinden sonra var edilen bütün mevcudların varlığına hem kaynaklık hem de aracılık eder. Külli akıldan külli nefs sudur etmiştir.
Amiri külli akla kalem adını verir yaratılan ilk mevcut külli akıl olduğundan bu yorum Allah'ın yarattığı ilk şeyin kalem olduğu rivayetleri ile de tam olarak örtüşür. Bu cihetle amiri külli nefsin Kur'an ve hadislerde söz edilen levhi mahfuza tekabül ettiğini düşünür.
Amiri sonrasında felsefe geleneğinde onun geldiği noktayı daha ileri götüren bir filozofa rastlanmaz.
Vahdeti vücut düşüncesinin fizik ve matematik bilimlerinin açıklamalarından bağımsız bir şekilde anlaşılması gerektiğini bizzat ibnül Arabi dile getirmiştir.
Yaratılış hikayelerini mezcetmiştir diğer deyişle vahdeti vücut rivayet hadis tefsir ve tarih ve dirayet kelam ve felsefe yöntemlerinin verilerini kelimenin hakiki anlamıyla mezceden bir nazariyedir.
İbnü'l Arabi Taberideki yaratılış hikayesini olduğu gibi alır fakat iki önemli müdahalede bulunur
birincisi yaratılış hikayesini zamansallıktan arındırmasıdır taberideki hikayenin en zayıf yanı zamansalığıdır taberi 15.000 yıla ulaşan bir Evren tarihi resmi çizer zira bu zaman dilimi sadece bugünden bakıldığında değil o zamanki bilgi hacmi dikkate alındığında da inandırıcı olmaktan uzaktır çünkü mesele sadece insan türünün tarihi ile sınırlı değildir Bu açıdan bakıldığında taberinin zamansal anlatısının mukabilinde alemin ezeli olduğunu iddia eden felsefi kozmoloji bulunur. bu sebeple İbnü'l Arabi tarihlemelerin tamamını açıklamanın dışında bırakmıştır nitekim o özellikle insan ve dünyanın ömrü hususundaki görüşlerin muteber olmadığını hatta tahkikten nasibini almayanların tahminleri olduğunu belirtir.
cinlerin yaratılışıyla Adem'in yaratılışı arasında 60 bin sene vardır.
Ibnel Arabi sudur anlayışı geliştirince alemin bir bütün olarak ezelden beri yaratıldığı kanaatine varmıştır.
Ibnü'l arabi'nin dini kozmolojiye ikinci müdahalesi taberinin tasvirindeki kalem âmâ levh arş kürsi gibi nesnelerin tamamı İbnü'l Arabi metafiziğinde varlığın mertebelerine dönüşmüştür.