İçimizde yakışıksız bir inanç ve kesinlikler yığını taşırız, kuşku götürmez bir hazine gibi. Bundan kurtulmayı ya da bunları altetmeyi başaran kimse bile ( kendi zihin açıklığının çölünde) hala fanatik kalır.
Kimliği belirsiz melekler ( yaşı olmayan kanatlarının altında büzülmüş; ezeli olarak Tanrının içinde galip ve Tanrının içinde yenik; uğursuz ilginçliklere karşı duyarsız, yeryüzü matemlerine eşdeğer hayalperestler) onlara taş atmaya ve uykularını bölme iddiasına kalkışmaya kim cesaret edebilirdi?