Özgürlüğün bir ödül ya da şampanya ile kutlanan bir nişan olmadığını bilmiyordum. Bir armağan, insanın ağzının tatlandıran bir kutu şeker olmadığını da. Hayır, tersine bir angaryaydı o, insanın yalnız başına girişip bitkinin düştüğü bir uzun mesafe koşusu. Ne şampanya vardı ne de insana şefkatle bakarak kadeh kaldıran dostlar. Ürkütücü bir odada yalnızdınız, yargıçların karşısındaki bölmede yalnız, kendinizin ya da başkalarının yargısı karşısında karar vermekte yalnız. Her özgürlüğün ucunda bir yargı vardır; işte bu yüzden özgürlüğün yükü son derece ağırdır.