"Biliyor musun Celal Dayı, benim kimsem yok. Söylemesi zor, ağır biliyorum ama insan zamanla alışıyor. Hem neye alışmıyor ki? Ben de alıştım yani.
Zamanında çöpte bulduğum bir kitapta şöyle bir hikaye okumuştum.
Bilge bir adamın yanına bir gün bir genç gelmiş, ağlıyor.
"Efendim," demiş, "derdim çok büyük ve artık dayanamıyorum. Ne olur bana bir çare..."
İyice dinlemiş genci adam. "Eyvallah." demiş, o kadar. Başka bir şey yok. Sonra "Sen yarın yine gel." diyerek göndermiş onu.
Ertesi gün yine gelmiş genç yine benzer şeyler söylemiş, bilge yine aynı cevabı vermiş. "Yarın gel." demiş. Sonra yine aynı şey olmuş ve bir sonraki gün yine... Günlerce sürmüş bu. En sonunda genç dayanamamış.
"Efendim," demiş, "günlerdir gelip gidiyorum. Ne bir çare
söylüyor ne bir nasihat ediyorsunuz. Ne olacak böyle? Her seferinde tekrar gelmemi söylüyorsunuz. Geliyorun gidiyorum ama ne olacak? Geçecek mi bu dert?"
"Geçmeyecek" demiş bilge.
"Nasıl yani? Ya ne olacak?" demiş dertli genç.
"Geçmeyecek ama alışacaksın..." demiş bilge.