Zorlu bir kış geçiriyorum Ahir-i Hüsn'üm
İki ayağı kırık bir atın üstünde ilerlemeye çalışıyor muradım.
Yaşamaktan feyz almıyorum haylidir.
Yani sen gideli Ahir-i Hüsn'üm,
Dolandı boynuma zehirli zincir.
Nefesim kesik kesik...
Adını zikrederken dilim damağımda kuruyor.
En çok Hüsn-ü talil sanatını sevmiştin.
Hüsn-ü talil sanatıyla sevmiştin sonra beni.
Bu yüzden sana Ahir-i Hüsn'üm dedim.
Hiç duymadın benden ama.
Yine de söyleyeyim ne demek:
"Sonuncu güzel/ son güzel"
Yaşadığım ilk ve son güzel duygu yani.
Bir daha yaşanmayacak aşk yani.
Ahir-i Hüsn'üm, artık seninle de yaşanmayacak.
Seninle yaşanmış olsa da.
Tekerrür etmesi ihtimali yok artık.
Sevincin güzel yüzü Yusuf'um,
Aşkın en delisi Mecnun'um,
Sevdanın her hâli meftunum,
Ahir-i Hüsn'üm, hüznüm!
Sen bu Leyla'yı sahrada nasıl bıraktın?
Deliliğine mi vereyim halimi bedbaht edişini,
Sen Leyla'nın ayak tozunu öperdin, geçti diye buradan.
Sen avuç içlerini öperdin sevdiğin kadının,
Sen alnını öperdin Leyla'nın namusunun namlusunu tutardın ellerinde.
"Kadınım" derdin, senindim ya ezelden ebede.
Ey şimdi ayağı aksak bir atın üstünde giden sevdam!
Ahir-i Hüsn'üm, davam, sevdam adam!