Gece, yine gece, yine gece...
Bir fanusunun içinde
muttasıl yüzmekteyim.
Beynimdeki taşları,
kalbimle ezmekteyim.
Başım yastık üstünde,
ruhumla gezmekteyim.
— Seni bir daha göremeyecek miyim? dedim. Kızdı.
— O benim bileceğim şey, dedi.
İki gün sonra yirmi kişiye: "O benim bileceğim şey" ne manaya gelir diye sordum. Hiçbiri doğru dürüst bir mana veremedi.
Sait Faik Abasıyanık - Alemdağda Var Bir Yılan
10 tane evim olsa bir tanesine oturabilirim; Bir tane evin tek bir odasında bulunabilirim. Bir odada sadece bir koltuğa sığabilirim. Kapladığım alan belli. O yüzden çok tamahkar olmaya gerek yok. Dünya malı isteyenlerin olsun. Sadece gönülleri enine boyuna doldurarak taht kurmak istiyorum.
-Şiir kadın-
Normal bir vakit olsa anlatırdım ama şimdi EYLÜL...Yapraklar dökülürken, herkese nasip olmayan dertler demlenirken içimde, vakit öyle sıradan bir gece değilken anlatamam, hiçbir şiir yakışmaz şimdi bu derde, hiçbir söz teselli edecek güce muktedir değil, deva derde derman olabilemez, ölüm de bir kurtuluş değil. Anlatamam ki anlayamazsın. Eylül, sevdam benim; derde müptelâ, derde âşık oluşum tedirgin etmesin seni. Herkese nasip olmaz derdimin, dermanını aramıyorum. Yapraklar usul usul dökülüyor içimin yeryüzüne, ortalık ayrılık sarısı... Gözlerinden billûr mu düşüyor? Kaldır başını, bak yüzüme anlarım seni; meselâ elini tutarım,seninle yaprak dökerim, eser gürlerim, efkârlı türküler söylerim meselâ... Anlat...Seni anlarım, Eylül beni anlar. Ben susarım Eylül'de... üzgünüm dostum. Eylül geçince belki ama belki ben de anlatırım. Eylül... Her Eylül yaprak dökerim sarı sarı. Eylül ki susuşum, içime dolu dolu dertleri dolduruşum... Sorma: "Nedir derdin bu kadar?" Yorgunum, anlatamam. Vakit gecelerden Eylül'se sus-ma-lı-yım...Yapraklar, hışır hışır savrulurken rüzgarda, kusura bakma dostum şimdi kay-bol-ma-lı-yım...
Eylül'de Dost'a...
Yalın Halde YalnızlıkAyşe Mızrak