Sen bir inci ararsın denizlerin dibinde,
Saltanatın bacağını kırarsın.
Yalım bir ateş yakayım dersin,
Buz dağına dönüverir etrafın.
Derin derin bir ney üflersin içine,
Dişi kırılmış bir çarka dönersin.
Bir gül olmak istersin narin ve parlak,
Bir bakmışsın gazelsin, sararmış yaprak.
Çalı dibinde bir nergis olayım derken
Kendi içine batan bir diken olursun.
Çarşambayı sel alır sen sevince,
Sevdiğini el alır, elin böğründe kalır.
Gülmek için gözünden yaş akmaz ki senin
Ağlamak için sebep arar gözlerin.
Ah dersin, güneş vursa camına,
Yağmur damla damla düşer canına.
Üşürsün kışta, eksi bilmem kaç derece,
Yorgan yastık değil de dost ararsın kendine
Ne yorgan bulursun ne yastık ne de dost,
Üstüne serilen bir ölü toprağı...
Yorgunsun, el etek çekişinden anladım.
Vurulmuşsun, içinde delik deşik her zerre,
Kırılmışsın, cam gibi incelmişsin.
Sağlam durayım derken
Yerlere devrilmişsin.
Devşirmişsin topraktan çakıldır, taştır ne varsa
Yutmuşsun, boğuşmuşsun, boğulmuşsun
Kimse görmemiş.
Dikkat çekmemişsin hiç ömrün boyunca
Ne çok güzelmişsin ne çok akıllı