Ezgi

Ezgi
Kendinle konuşmak için bir dilin olmalı.
"Hisse senetlerine karşı, hissi senetler..."
"Ezginin Günlüğü, komşunun çocuğundan ödünç istediğimiz Orta Atlas'ı anımsatır bana... Coğrafya ödevimize yardımcı olan o kitabın sayfalarındaki haritalarda, aradığımız, dağı, dereyi ya da denizi bulmamız için bize rehber olan komşu sevgisidir, dostluktur... Elimizde pusula olmasa da, avucumuzda henüz soğumamış olan insan sıcağıdır yol gösteren, dağları deviren, denizleri aşan... Sanat eserleri şairi besler, büyütür... Bir resim, bir heykel ya da bir şarkı... Ezginin Günlüğü'nün dinlediğim her eseri yelkenlerime rüzgar oldu, gecenin karanlığında deniz feneri gibi yolumu aydınlattı... Şiirin kapı komşusu olan müziğin güler yüzlü komşusudur, Ezginin Günlüğü... Sokağımızı dolduran, genişleten şarkılar onun açık penceresinden taşmıştır... Beyaz perdeleri bir duvak gibi salınır rüzgarda... Eşiğinde de hep çamura, toza, toprağa bulaşmış, evi kirletmesin diye içeri alınmayan bir çocuk ayakkabısı vardır... Ezginin Günlüğü'nün kapağı ne renktir, bilemem... Çünkü bu günlük hiç kapanmamıştır, sürekli açıktır sayfaları... Şunu söyleyebilirim yalnızca; Sayfalarından biri Asya, öteki Avrupa kıtasıdır... Tam ortasından da bir deniz akar, gider... Ezginin Günlüğü İstanbul, İstanbul Ezginin Günlüğüdür... Bu yüzden, sayfaları çevirirken bir bakarsınız ki, yosun kokmaktadır parmaklarınız... Neler dökülmez ki Ezginin Günlüğü'nden hayatımıza; kurutulmuş boynu bükük bir papatya, vapur dumanı, sevdiğimiz bir şairin fotoğrafı, tırnağımızla düzelttiğimiz yıldızlı çikolata kağıdı, o gün doğacak bir kız çocuğuna önerilen adı sevdiğimiz için salkıdığımız bir saatli maarif takvimi yaprağı... Yani hisse senetlerine karşı, hissi senetler... Dize gelmeyen şairlerin dizeleri dalga olur, alır götürür bizi güzel kıyılara... Ezginin Günlüğü'nü dinledikçe uçan halılara, define adasına, Alaattin'in
Müzik
Reklam
Hiçbir şeyi sahiplenmeyeceksin, ait olmayacaksın bir insana. Çünkü onu paylaşman gerekecek, onsuz olduğun günler, yıllar olacak. İşte o zaman eksikliğini hissedeceksin. Halbuki hâlâ vardır, parçalara da bölünmemiştir. Senin düşüncen onu yok kılar. Yalnızlığının kıymetini bileceksin. Birileri her zaman olmayacak çünkü. Belki de kendine de ait olmayacaksın. Bedenine... Nefesine... O da uçup gidecek çünkü. Hiçbir yere, insana, bedene ait olma. Onlarla ol ama onlarsız da yaşayabil. "Sahip olduğu şeylerin esiri olur insan" 06.04.2017|günlük yazıları
İstediğiniz düzene erişmek o denli kolay ki... Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiçbir değeri yok ki...
Sayfa 57
Edebiyat
Orhan veli
youtu.be/ovCvl3C05y4 HÜRRİYETE DOĞRU Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, Şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, Donanmalar mı? Heeey Ne duruyorsun be, at kendini denize: Geride bekliyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere…
Sen günlere bir şeyler getirmedikçe, günler sana hiçbir şey getirmiyor. Boş bir caddede yürüme olanağı bile yok. Her köşe, her cadde öyle dolu, öyle dolu, öyle dolu ve bu doluluk içinde öyle boş, öyle boş, öyle boş ki...
Sayfa 51
Edebiyat