Ezgi

Ezgi
Kendinle konuşmak için bir dilin olmalı.
10/10
·112 syf.··
2018 14. kitabı
Gün Olur Asra Bedelle başlayan Sarı-Özek bozkırındaki tren yolculuğum Cengiz Han'a Küsen Bulut'la devam etti. Cengiz Aytmatov'un bozkırı, oranın masallarını, efsanelerini, aşklarını, insanların mücadelelerini anlatışını tıpkı kendi toprağımı anlatırmış gibi samimi bulurum hep. Cengiz Aytmatov okurken; hiç gitmediğim sarı sıcak bozkırda güneşin batışına şahit olur, bilge bir büyükten Orta Asya'nın masallarını dinler gibi hissederim. Abutalip'in çocuklarına anlattığı masalları, bir ananın Mankurt oğlunu arayışını, Cengiz Han'ın tepesinden ayrılmayan, Gök-Tengri'nin yeryüzünde tek hakim olarak onu kıldığının emaresi olarak saydığı halde ona küsen bulutu... Mümin Dede'nin torununa anlattığı Maral Ana efsanesini dinler gibi... Bozkırda yaşanan aşklara şahit olur, Danyar'ın Cemile'ye söylediği türküyü duyarım. Tolgonay Ana'nın hasattan sonraki ilk ekmeğinin kokusu yayıla yayıla gelir sanki burnuma... Dünyadaki en masum duyguları öyle bir içtenlikle anlatır ki Cengiz Aytmatov, gözünüzden süzülen birkaç damlaya engel olamazsınız. Aynı şekilde dünyada var olmuş ve hâlâ var olan kötü insanları da tüm gerçekçiliğiyle anlatır. En sonunda iyiliğin insanın içinde olup bir yerden gelmeyeceğine, dünyada da insan kadar Şeytan'la işbirliği içinde olan başka cinsin bulunmadığına kanaat getirirsiniz bu bozkır yolculuğunda.
Edebiyat
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,1bin okunma
Reklam
Yeryüzündeki bütün yaratıklar arasında Şeytan'la hemen uyuşan, anlaşan tek yaratık insan idi. Bu uyuşma sonunda, yüzyıllar, bin yıllar boyunca kötülük ekti, kötülük biçti ve kötüye zafer kazandırdı. Evet, kötülük yapma ve yayma konusunda insanla yarışabilecek yaratık yoktu.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Edebiyat

Ezgi

, bir kitap okudu
10/10
·112 syf.··
2018 14. kitabı
Cengiz Aytmatov
8.5/10 · 20,1bin okunma
"Hisse senetlerine karşı, hissi senetler..."
"Ezginin Günlüğü, komşunun çocuğundan ödünç istediğimiz Orta Atlas'ı anımsatır bana... Coğrafya ödevimize yardımcı olan o kitabın sayfalarındaki haritalarda, aradığımız, dağı, dereyi ya da denizi bulmamız için bize rehber olan komşu sevgisidir, dostluktur... Elimizde pusula olmasa da, avucumuzda henüz soğumamış olan insan sıcağıdır yol gösteren, dağları deviren, denizleri aşan... Sanat eserleri şairi besler, büyütür... Bir resim, bir heykel ya da bir şarkı... Ezginin Günlüğü'nün dinlediğim her eseri yelkenlerime rüzgar oldu, gecenin karanlığında deniz feneri gibi yolumu aydınlattı... Şiirin kapı komşusu olan müziğin güler yüzlü komşusudur, Ezginin Günlüğü... Sokağımızı dolduran, genişleten şarkılar onun açık penceresinden taşmıştır... Beyaz perdeleri bir duvak gibi salınır rüzgarda... Eşiğinde de hep çamura, toza, toprağa bulaşmış, evi kirletmesin diye içeri alınmayan bir çocuk ayakkabısı vardır... Ezginin Günlüğü'nün kapağı ne renktir, bilemem... Çünkü bu günlük hiç kapanmamıştır, sürekli açıktır sayfaları... Şunu söyleyebilirim yalnızca; Sayfalarından biri Asya, öteki Avrupa kıtasıdır... Tam ortasından da bir deniz akar, gider... Ezginin Günlüğü İstanbul, İstanbul Ezginin Günlüğüdür... Bu yüzden, sayfaları çevirirken bir bakarsınız ki, yosun kokmaktadır parmaklarınız... Neler dökülmez ki Ezginin Günlüğü'nden hayatımıza; kurutulmuş boynu bükük bir papatya, vapur dumanı, sevdiğimiz bir şairin fotoğrafı, tırnağımızla düzelttiğimiz yıldızlı çikolata kağıdı, o gün doğacak bir kız çocuğuna önerilen adı sevdiğimiz için salkıdığımız bir saatli maarif takvimi yaprağı... Yani hisse senetlerine karşı, hissi senetler... Dize gelmeyen şairlerin dizeleri dalga olur, alır götürür bizi güzel kıyılara... Ezginin Günlüğü'nü dinledikçe uçan halılara, define adasına, Alaattin'in
Müzik
Hiçbir şeyi sahiplenmeyeceksin, ait olmayacaksın bir insana. Çünkü onu paylaşman gerekecek, onsuz olduğun günler, yıllar olacak. İşte o zaman eksikliğini hissedeceksin. Halbuki hâlâ vardır, parçalara da bölünmemiştir. Senin düşüncen onu yok kılar. Yalnızlığının kıymetini bileceksin. Birileri her zaman olmayacak çünkü. Belki de kendine de ait olmayacaksın. Bedenine... Nefesine... O da uçup gidecek çünkü. Hiçbir yere, insana, bedene ait olma. Onlarla ol ama onlarsız da yaşayabil. "Sahip olduğu şeylerin esiri olur insan" 06.04.2017|günlük yazıları
Reklam