Cemal Süreya... Sadece şiirleriyle değil aşklarıyla da gönüllere girmiş bir şair. On Üç Günün Mektupları'nda idealize edilmiş bir aşktan ziyade etiyle kemiğiyle gerçek bir aşka şahit oldum. İçinde özlem, kırgınlık, sabırsızlık tüm samimiyetiyle yer almış. Süslü bir edebiyattan, imgeden çok çıplak bir duygu haliyle karşılaştım. Şair Cemal Süreya'yı aşık bir koca, evladının üzerine titreyen bir baba olarak görmek samimiyeti arttırıyor. Bir şair aşık olursa işte böyle olur, dedirtiyor insana. Oğlu Memo'ya düşkünlüğü de ayrıca dikkat çekici. Evladının gözünün içine bakan, her bir duygusunu içinde hisseden bir baba olmuş Cemal Süreya.
Velhasıl On Üç Günün Mektupları hem edebi hem duygusal olarak iz bırakan bir okuma deneyimi yaşattı bana.
Ruhun şad olsun büyük şair, iyi ki hayatımızdasın.