Ahmet kaya

Ahmet kaya
☆ Gölgelerin içinden Armageddon kitabının yazarı ☆ Bir Eylül Masalı (Karanlık getiren) yakında…
Yazar
Lisans
Eşimin gülüşü
İstanbul, 23 Ocak 1987
316 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
Reklam
Gölgelerin içinden armageddon
Ülkemizde yaşayan ve kitap okumayı çok seven bir birey ele alalım, kız erkek farketmez. Şimdi bu birey kitap okumaya karar veriyor ve acaba ne okusam diye kendisine uygun bir kitap arayışına giriyor. İstisnalar kaideyi bozmaz ama bence genelde kesinlikle şu şekilde cereyan ediyor ☆çoğunluğun okuduğu ve beğendiği bir kitap olması. ☆ünlü bir kişinin sosyal medyada veya televizyonda bir kitabı tavsiye etmesi. Bu iki husus olmadan bir kitabın insanlara ulaşması imkansız gibi ve bu iki hususu gerçekleştirebilecek bir yazarda büyük maddi bir güce veya çevreye sahip olması gerekiyor. Peki sahip olmayan yazarlar, Kitaplarını insanlara nasıl ulaştıracaklar? Sırf maddi gücü veya çevresi olmadığı için kim bilir kaç mükemmel kitap hiç duyulmadan unutuldu gitti. Şimdi size soruyorum dostlar, yokmu bunun bir yolu. Şöyle yaparsan büyük kitlelere ulaşırsın dediğiniz bir fikir, bir öneri, bir usul yokmu. Neyapsamda kitabımı insanlara ulaştırabilsem sizden yardım istiyorum fikirleriniz ve önerileriniz benim için çok değerli. Şimdiden teşekkürler Not: fikir sunmak istemeyen arkadaşlarımda sadece beğenerek bu mesajın fikir sunacak insanlara ulaşmasını sağlar ve çok kral hareket olur. Şimdiden teşekkürler
Help, s.o.s, imdat :)·Kitabı okudu
Alıntı
Gölgelerin içinden armageddon
Kaya iki eliyle yakasını kavrayıp başkomiseri çekti kendine. Öfkeden kızarmış gözlerini dikip “Başka yolu yok lan anlamıyor musun, göğsüne saplanan oku çıkarmak için başka yol yok. Her çektiğimizde acıyacak, her oynattığımızda bağıracaksın, her milimde daha fazla kan akacak. O ok orada kalamaz başkomiser, çünkü kaldıkça o kan durmayacak, o yara kapanmadan senin hayatta kalma şansın yok!” diye bağırdı Kaya, sözü bittiğinde ellerini gevşetip yakasını serbest bıraktığında Arık geriye doğru sendeleyip dengesini korudu, duyduklarına hak verdiği sessizliğinden anlaşılıyordu ya da belki de ortak düşmana sahip oldukları için sessiz kalması gerektiğini anlamıştı. Onun sahip olduğu güçten başka bu savaşı kazanmanın bir yolu yoktu. “Anla artık başkomiser, bu olaylar senin veya benim ya da dünyadaki hiçbir maddi gücün istek ve tercihlerine göre evrilecek bir durum değil. Bu başka, çok başka bir şey. Ne siz engel olabilirsiniz ne de onlar kaçabilir. Mazlumların hesap soracağı günden korkun derler, işte bugün o gün.”
Neyin yaklaştığını görebiliyormusun?·Kitabı okudu
Alıntı
Gölgelerin içinden armageddon
“Bunun sonu gelmez Âdem, kötüleri yok ederek bitiremezsin. İyilik ve kötülük, dünya döndüğü sürece her zaman olacak ve savaşacak.” “Bitmelerine gerek yok, yaptıklarının bir bedeli olduğunu öğrensinler bana yeter. Yok öyle her türlü pisliği yapıp ellerini kollarını sallayarak gezecek bir dünya.” “Bazen düzeltmek için yaptığımız şeyler, daha büyük felaketlere yol açar. Yaptıklarımız bir süre sonra dikkat çekecek ve sen bu gidişle savaşı evine getireceksin.” “Ne savaşı, ciğeri beş para etmez birkaç mafya bozuntusu geberdi diye savaş mı çıkacak?” “Taşıdığın mühür, onun hayalini kuran güçler var Âdem. Bin yıldır o yüzüğü bulmak için her şeyi yapan güçler. İnan bana, onların dikkatini çekmek istemezsin. Eğer durmazsan, yüzüğü kullandığını anlayacaklar ve tüm güçleriyle saldıracaklar. İnsanları mı korumak istiyorsun, o zaman mührü iade et. Çünkü onlar geldiğinde hayal bile edemeyeceğin kadar kan dökülecek.” “Bana ne dediğini hatırlıyor musun, onların silahları bizim kanımızı dökemez. Madem öyle neden endişeleniyorsun?” “Onlar sadece mührü aramadı, olur da onlardan olmayan biri bulur diye kendilerini geliştirdiler. Yüz yıllardır şeytan ilmi ellerinde.” “Şeytan ilmi nedir?” “Kabala.”
Neyin yaklaştığını görebiliyormusun?·Kitabı okudu
Alıntı
Gölgelerin içinden armageddon
“Bunu nasıl yapıyorsunuz? Saniyeler içerisinde dünyada istediğiniz bir konuma ışınlanmak nasıl mümkün olabilir?” dedi Kaya, merakla. “Bunu senin anlayabilmen mümkün değil Âdem, sizler üç boyutlu bir âlemde evrildiniz. Dördüncü boyutu anlamanız mümkün değil, tıpkı ikinci boyutta yaşayan bir mahlukun sizi anlamayacağı gibi.” “Bizler bilinçli varlıklarız, anlatmayı dene.” “Beyaz bir sayfa düşün Âdem, sayfanın bir ucuna konumlanan iki boyutlu bir nesneyi alıp diğer ucuna koyduğunu düşün, sence iki nokta arası geçen mesafeyi algılayabilir mi? Sen aldığında kaybolup tekrar senin belirlediğin noktaya koyduğunda tekrar oluştuğunu gözlemleyecek ve kat ettiği mesafeyi sadece sen göreceksin.” “Anladım.” “Evet, anlaman gayet normal Âdem çünkü bir üst boyuttasın ve ikinci boyutu gözlemleyip algılayabiliyorsun.” “Peki kaç boyut var?” “Bu soruyu size sorarsak üç, bize sorarsak dört boyut var. Gerçekte kaç boyut olduğunu yalnız o boyutları yaratan bilir.” “Sen dördüncü boyuttan bir varlıksın ama ben seni görebiliyorum.” “İkinci boyuttan olan bir varlık da senin ikinci boyuttaki yansımanı görebilir.” “Nedir o?” “Gölgeni.” “Gayet net anlayabiliyorum, ikinci boyuttan üçüncü boyuta geçişin ileri, geri, sağa ve sola olan yönlerine yukarı ve aşağı yönlerini katarak derinlik kazandırılıp geçiliyor. Dördüncü boyut için hangi yöne ihtiyaç duyduğumuzu söyle.” “Anladığını zannediyorsun ama algılayamıyorsun, dördüncü boyutta yönlerin bir hükmü kalkıyor. Bir şey her an her yerde olabilir.” “Peki senin ve benim boyutlarımız arası bir savaş olsa ne olurdu?”
Tekmi sandın alemi cihanı, dünyalar içinde dünyalar var·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam