“Bunu nasıl yapıyorsunuz? Saniyeler içerisinde dünyada istediğiniz bir konuma ışınlanmak nasıl mümkün olabilir?” dedi Kaya, merakla.
“Bunu senin anlayabilmen mümkün değil Âdem, sizler üç boyutlu bir âlemde evrildiniz. Dördüncü boyutu anlamanız mümkün değil, tıpkı ikinci boyutta yaşayan bir mahlukun sizi anlamayacağı gibi.”
“Bizler bilinçli varlıklarız, anlatmayı dene.”
“Beyaz bir sayfa düşün Âdem, sayfanın bir ucuna konumlanan iki boyutlu bir nesneyi alıp diğer ucuna koyduğunu düşün, sence iki nokta arası geçen mesafeyi algılayabilir mi? Sen aldığında kaybolup tekrar senin belirlediğin noktaya koyduğunda tekrar oluştuğunu gözlemleyecek ve kat ettiği mesafeyi sadece sen göreceksin.”
“Anladım.”
“Evet, anlaman gayet normal Âdem çünkü bir üst boyuttasın ve ikinci boyutu gözlemleyip algılayabiliyorsun.”
“Peki kaç boyut var?”
“Bu soruyu size sorarsak üç, bize sorarsak dört boyut var. Gerçekte kaç boyut olduğunu yalnız o boyutları yaratan bilir.”
“Sen dördüncü boyuttan bir varlıksın ama ben seni görebiliyorum.”
“İkinci boyuttan olan bir varlık da senin ikinci boyuttaki yansımanı görebilir.”
“Nedir o?”
“Gölgeni.”
“Gayet net anlayabiliyorum, ikinci boyuttan üçüncü boyuta geçişin ileri, geri, sağa ve sola olan yönlerine yukarı ve aşağı yönlerini katarak derinlik kazandırılıp geçiliyor. Dördüncü boyut için hangi yöne ihtiyaç duyduğumuzu söyle.”
“Anladığını zannediyorsun ama algılayamıyorsun, dördüncü boyutta yönlerin bir hükmü kalkıyor. Bir şey her an her yerde olabilir.”
“Peki senin ve benim boyutlarımız arası bir savaş olsa ne olurdu?”