“Tamam, madem gitmek istiyorsun son bir soru sorayım. Onu cevapladığında gidersin anlaştık mı?”
“Tamam, dinliyorum.”
“Belgeselciler, hayvanat bahçesinde her türlü hayvan bulunuyorken neden belgesel çekmek için kilometrelerce öteye safariye giderler hiç düşündün mü?”
“Bilmiyorum, neden?”
“Çünkü bir canlıyı, sadece ama sadece doğal ortamında tanıyabilirsin,” dedi Arık, manalı bir gülüş attıktan sonra eliyle kapıyı gösterdi. Kaya, yavaşça doğrulup birkaç adım attıktan sonra tekrar Arık’a dönerek: “Peki belgeselciler vahşi bir hayvan avlanırken, avı korumak için neden müdahale etmezler daha önce hiç düşündün mü?”
“Güzel soru, sen söyle bakalım, neden müdahale etmezler?”
“Av olmamak için.”
“Aslandan av olmaz dostum, bunu hiç unutma,” dedi Arık gülerek, Kaya’nın yaptığı tehdidi üzerine aldığını net bir şekilde belli etti tavırlarıyla.
“Evet doğru, aslandan av olmaz, tabii ortada bir ejderha yoksa,” dedi Kaya, eliyle hafifçe selam vererek odadan ayrıldı. Zekice yapılan tehdit, Arık’ı derin düşünceler içerisine soktu birden. “Galiba adamımız sensin,” diye mırıldandı kuşkuyla,