" Ben maddi ve manevi herşeyimi feda ettim, her musibete katlandım, her işkenceye sabrettim. Bu sayede hakikat-i imaniye her tarafa yayıldı. Bu sayede Nur mekteb-i irfanının yüz binlerce belki de milyonlarca talebeleri yetişti. Artık bu yolda, hizmet-i imaniyede onlar devam edeceklerdir ve benim maddi ve manevi her şeyden feragat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalışacaklardır."
"Ben çom hastayım. Ne yazmaya ne söylemeye takatim kalmadı. Belki de bunlar son sözlerim olur. Medresetü'z-Zehranın Risale - i Nur talebeleri bu vasiyetimi unutmasınlar."
Üstad Bediüzzaman Hazretleri' nin son sözleriyle başlamak istedim incelememe. Uzun yıllardır Rabb'ime şükürler olsun Kuran'ın en büyük tefsiri olan, risale-i nur ile kendimi yetiştirdim. Devam etmekteyim de.. Bu vatanın, şehitlerin, alimlerinin neler çektiğini sırf iman ve ihlas için hayatlarını feda eden yüz binlerce insanın neler çektiğini görmek ve anlamak, bunu gelecek nesillere anlatmak da hepimizin boynumuzun borcu olarak bilirim.
Küreselleşen ve ideolojik fikirlerle savaşın olduğu şu dönemlerde, Kuran-ı Kerim'e ve onun en büyük tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatına sıkı sıkı tutunup imanımızdan ödün vermemek şu hayatta ki en büyük gayemiz olmalıdır. Okuyup, paylaşalım. Ne kadar insana ulaşsak o kadar iyidir. Esen kalın.
Ben şimdi düşünüyorum. Yirmi sekiz senedir vilayet vilayet, kasaba kasaba dolaştırılıyor, mahkemeden mahkemeye sevk ediliyorum. Bu zalimane işkenceleri yapanların bana 'atfettikleri suç nedir? Dini siyasete alet yapmak mı? Fakat niçin bunu tahakkuk ettiremiyorlar. Çünkü hakikat-ı halde böyle birşey yoktur.
Eğer o razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.